*
  Türk itf.teşk.yeniden yapılandırılması
 


TÜRK İTFAİYE TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI

TÜRK İTFAİYE TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI
İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ

GİRİŞ

İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi ve
Tüm İtfaiye Teşkilleri Birliği tarafından, 2001 yılı Mayıs ayında imzalanan bir protokolle TÜRK İTFAİYE TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI projesi başlatılmıştır.

Projenin amacı itfaiye hizmetlerinin koordinasyonunun ve etkinliğinin arttırılması, acil
yardım, kurtarma ve afet yönetim hizmetleri ile entegrasyonunun sağlanması için
Türkiye’ye uygun bir idari yapılanma modelinin ortaya konulmasıdır. Bu nedenle proje
Kapsamında itfaiye teşkilatının idari açıdan yeniden yapılanması, acil durum yönetimi,
Acil yardım ve kurtarma hizmetleri ile itfaiyenin yeterli düzeyde entegrasyonunun
Oluşturulması konuları incelenmektedir.

Bu konuların uluslararası düzeyde ele alınması ve özellikle AB ile uyum sağlanabilmesi
Açısından itfaiye hizmetlerinin Avrupa Birliği (AB)’ndeki örneklerinin incelenmesi
amacıyla, 25-27 Eylül 2001 tarihlerinde İstanbul’da “ULUSLARARASI DENEYİMLER
IŞIĞINDA TÜRK İTFAİYE TEŞKİLATININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI” başlıklı bir
uluslararası toplantı düzenlenmiştir. Bu toplantıya AB İtfaiye Teşkilatları Federasyonu
(FEU), Fransa İtfaiyeciler Federasyonu, Bulgaristan Ulusal İtfaiye Servisi, Köln
(Almanya), Brüksel (Belçika), Lahey (Hollanda), St. Galen (İsviçre) ve Atina (Yunanistan)
İtfaiyelerinin yetkilileri katılmıştır.

Toplantı süresince

• Avrupa Birliği’nin afet yönetimi, yangın güvenliği, itfaiye hizmet ve yönetimi, yangına
Müdahale ve arama kurtarma operasyonlarının sürdürülmesine ilişkin yasa,
Yönetmelik ve kuralların tartışılması;
• İtfaiye hizmetlerinin merkezi hükümet ve yerel yönetimlerle ilişkisinin ve idari
Yapısının ele alınması;
• Çeşitli ülkelerin “Afet Yönetim Modeli” ve “Olay Komuta Sistemi” içinde itfaiyenin
Rollerinin incelenmesi;
• İtfaiyede var olması gereken görev gruplarının (örneğin yangın müdahale, arama
Kurtarma, ilkyardım) tanımı; bu grupların görevlerinin kapsamı ve aldıkları eğitimin
Değerlendirilmesi;
• Eğitim ve rütbe yükselme sistemlerinin incelenmesi;
• Gönüllü itfaiyecilik sisteminin yapısı ve çalışma esaslarının tartışılması mümkün
Olmuştur.
AB ülkeleri itfaiyelerinin temsilcilerinin, TC. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, Tüm İtfaiye
Teşkilleri Birliği temsilcilerinin, İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi
temsilcilerinin yukarıda belirtilen konularda sundukları bildiriler, yapılan öneriler ve
tartışmalar sonucunda ortaya çıkan görüşler, Türk itfaiye teşkilatının yeniden
yapılandırılması için bu çalışmada ortaya atılan modele ışık tutmuşlardır. AB itfaiyeleri
yetkililerinin, TC İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, Tüm İtfaiye Teşkilleri Birliğinin ve İTÜ Afet
Yönetim Merkezi üyelerinin katıldığı bir tartışma ortamının oluşturulmuş olması ve konu
ile ilgili kesimlerin görüşünün alınmış olması, çalışmanın en güçlü yanını
oluşturmaktadır.

Türkiye’de itfaiye hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması ve koordinasyonunun sağlanması
henüz çözülmemiş birçok sorunu barındırmaktadır. Bu sorunların tespitine ve
tartışılmasına geçilmeden önce, I. Bölümde, itfaiye hizmetlerinin etkinliğinin
ölçülmesinde başvurulan uluslararası istatistiklerle ilgili birkaç karşılaştırmaya yer
verilecektir.

Çalışmanın II. Bölümü itfaiye hizmetlerinin sorunlarının tespitine ayrılmıştır. III.
Bölümde Türk itfaiye teşkilatının yeniden yapılandırılması için bir model oluşturmakta
yararlanılacak temel ilkeler ele alınmıştır. IV. Bölümde, merkezi bir itfaiye idaresinin
ihtiyaç duyulan işlevleri tartışılmaktadır. Çalışmanın V. Bölümü merkezi bir itfaiye idaresi
için model önerilerini içermektedir. Çalışmanın sonunda özet ve sonuçlar yer almakta,
ayrıca AB ve 9 ülkenin itfaiye sistemlerinin aktarıldığı 10 adet eke yer verilmektedir.

I. ULUSLARARASI GÖSTERGELER :
Türkiye şehir itfaiye kuruluşlarında, 2000 yılı rakamları ile 420 yangın istasyonu, 2.100
araç, 26.500 itfaiyeci görev yapmakta olup bir yılda ortalama 71.600 yangına ve 15.200
teknik kurtarma olayına müdahale edilmektedir. İtfaiye araçlarının yaş ortalamaları
yirminin üzerindedir (Yalın, 2002). Bu oran toplam nüfusta (65.000.000) 1000 kişi başına
0,4 itfaiyeci, kent nüfusunda (40.800.000 kişi) 1000 kişi başına 0,6 itfaiyeci ve 100
kilometrekareye 3,4 itfaiyeci anlamına gelmektedir. Bu sayılar Tablo 1’deki sayılarla
karşılaştırıldığında Türkiye’de itfaiye hizmetlerinin karşı karşıya olduğu sayısal personel
sorunu net bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Diğer yandan, dünya ülkelerinde itfaiye harcamalarının kişi başına yıllık tutarı Tablo 2’de
verilmektedir. Türkiye için net bir istatistik olmamakla beraber, bu konuda da ülkemizin
çok gerilerde olacağını tahmin etmek zor değildir.

Kişi başına itfaiye hizmetleri harcamasında Japonya ve ABD en yüksek harcamaları
yapan iki ülke olarak görülmektedir. Avrupa ülkeleri arasında Yunanistan, İspanya ve
İtalya en düşük harcamayı yapan ülkelerdir.

Tablo 1 İtfaiyeci Sayısı/
1000 kişi
İtfaiyeci Sayısı/
100 km2
Birleşik Krallık 1,14 27
Finlandiya 5,1 25
Norveç 6,6 24
İsveç 3,3 22
İrlanda 0,9 15
İsviçre 31,7 512
Almanya 15,3 339
Avusturya 18,7 39
Lüksemburg 15,7 239
Hollanda 2,8 105
Belçika 2,1 70
İzlanda 5,2 65
Fransa 4,2 44
Portekiz 3,5 37
İtalya 1 18
Yunanistan 0,6 4,8
İspanya 0,3 2,4
Japonya 9,2 301
Kaynak: Schmauch, 2000

Tablo 2 İtfaiye Hizmetleri Harcamaları
(Kişi başına, Fransız Frankı/yıllık)
Birleşik Krallık 210-368
Finlandiya 420
Norveç 350
İsveç 290
İrlanda 200
İsviçre 370
Almanya 550
Avusturya 600
Belçika 300
Fransa 250
İtalya 120
Yunanistan 120
İspanya 115
Danimarka 550
ABD 800
Japonya (Tokyo) 1100
Kaynak: Schmauch, 2000, yazarın hesaplamaları
Kişi başına itfaiye hizmetleri harcamasında Japonya ve ABD en yüksek harcamaları
yapan iki ülke olarak görülmektedir. Avrupa ülkeleri arasında Yunanistan, İspanya ve
İtalya en düşük harcamayı yapan ülkelerdir.

İtfaiye hizmetleri için yapılan harcamaların yüksekliği, hizmetlerin etkinliğini de
arttırmakta mıdır? Bu soruya cevap verebilmek için uluslararası istatistiklerde rastlanan
en yaygın veri doğrudan yangın kayıplarıdır. Her ne kadar yangın kayıpları ülkelerin
sanayileşme ve yangın risk gruplarına göre farklılık göstermekteyse de itfaiye
harcamaları ile doğrudan yangın kayıplarının karşılaştırılması iyi bir fikir verebilir. Tablo 3
söz konusu iki veri grubunu çeşitli ülkeler için vermektedir. Ayrıca Şekil 1’den de
izlenebileceği gibi, itfaiye harcamalarının düşük olduğu ülkelerde yangın kayıpları
yüksek olmakta, itfaiye harcamalarının yüksek olduğu ülkelerde ise düşük olmaktadır.

Tablo 3 İtfaiye Teşkilatının
Maliyeti/ GSMH
Yangın Kayıplarının
Maliyeti/GSMH

Singapur 0,03 0,09
Danimarka 0,09 0,23
Norveç 0,10 0,26
Avusturya 0,11 0,18
Yeni Zelanda 0,13 0,17
Hollanda 0,15 0,18
Polonya 0,18 0,13
İsveç 0,21 0,23
Birleşik Krallık 0,23 0,13
ABD 0,23 0,12
Çek Cumhuriyeti 0,24 0,10
Finlandiya 0,29 0,15
Japonya 0,30 0,09
Kaynak: World Fire Statistics, no 16, Ekim, 2000

0
0,05
0,10,15
0,2
0,25
0,3
0,35
SingapurDanimarkaNorveçAvusturyaYeni ZelandaHollandaPolonyaİsveç
Birleşik KrallıkABDÇek CumhuriyetiFinlandiyaJaponya
İtfaiye Teşkilatının
Maliyeti/ GSMHYangın Kayıplarının
Maliyeti/GSMH
Kaynak: World Fire Statistics, no16, Ekim 2000
Şekil 1. İtfaiyelerde Teşkilat Maliyeti ve Yangın Maliyeti Karşılaştırılması
Doğal olarak, Türkiye’de itfaiye hizmetlerinin etkin olmamasının tek nedeni olarak maddi
ve personel kaynaklarının yetersizliği öne sürülemez. İleride tartışılacak diğer sorunların
yanısıra, gönüllü kaynakların kullanılmaması en önemli etkenlerdendir. Tablo 1’de
görülen itfaiyeci sayıları, söz konusu ülkelerde profesyonel itfaiyeciler kadar gönüllü
itfaiyecileri de kapsamaktadır. İtfaiyecilerin gönüllü ve profesyonel itfaiyeci sayıları
arasında dağılımı, her ülkede profesyonel itfaiyeci sayısının çok üzerinde gönüllü
itfaiyeci sayısının bulunduğunu göstermektedir ( Tablo 4).

Tablo 4 Gönüllü İtfaiyeci
Sayısı

Toplam İtfaiyeci
Sayısı
Birleşik Krallık 1.400 65.920
Finlandiya 10.380 25.360
Norveç 0 27.900
İsveç 4.000 29.500
İrlanda 0 3.090
İsviçre 195.000 210.000
Almanya 1.139.400 1.210.270
Avusturya 273.670 285.000
Lüksemburg 6.000 6.215
Hollanda 22.550 43.270
Belçika 11.430 21.460
İzlanda 1.150 1.350
ABD 804.200 1.082.500
Yeni Zellanda 8.000 9.600
Fransa 206.900 243.660
Portekiz 12.680 34.480
İtalya 23.500 55.210
Yunanistan 0 6.300
İspanya 10.420 12.980
Kaynak: Schmauch, 2000; ABD için NVFC (Bkz. Ek 7).
Toplam İtfaiyeci sayısı içinde ülkelerine göre tam
ve yarı zamanlı profesyoneller, firmalarda çalışan
itfaiyeciler ve gönüllüler yer almaktadır.

Gelişmiş ülkelerin bu konudaki en temel sorunlarından birisi şehirleşmenin artması, iş ve
şehir değiştirme sıklığının yükselmesi, vb. nedenlerle gönüllü itfaiyeciliğe ilginin
azalması ve insanların bu tür sosyal sorumluluklarının giderek azalması olarak
gösterilmektedir. Türkiye ise sahip olduğu gönüllü potansiyelini kullanamamaktadır.
Ayrıca gelişmiş ülkelerde genellikle kırsal bölgelerdeki itfaiye hizmetleri tümüyle gönüllü
itfaiye istasyonları tarafından verilmektedir. Türkiye’de ise köylere yönelik hiçbir itfaiye
hizmeti bulunmamaktadır. Gönüllü katılım buradaki yangın risklerini azaltmakta çok
büyük katkıda bulunabilir.

Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde önce itfaiyenin sorunları temel başlıklar altında
sınıflandırılacak, daha sonra da önerilecek olan model için temel ilke ve yaklaşımlara yer
verilecektir.
II. GENEL SORUNLAR1:
1. MERKEZİİDARE VE YEREL YÖNETİMLER İLİŞKİSİ

Bu başlık altında sorunlar;

• Ulusal seviyede itfaiye teşkilatlarını temsil edecek bir kamu kurumunun
olmaması ve itfaiye hizmetlerinin koordinasyonu açısından yerel yönetimlerle
merkezi idare arasında sağlıklı bir ilişki kurulamamış olması;
• İtfaiye hizmetlerinin geliştirilmesi, standartlarının belirlenmesi, denetimi ve
eğitimi ile doğrudan sorumlu olan merkezi bir birimin bulunmaması nedeniyle
itfaiye teşkilatları arasında standardizasyon ve kalite farklılıklarının bulunması
ve denetimlerinin etkin bir şekilde yapılamaması;
• İtfaiye hizmetlerinin etkinliği için teşkilatların gerekli ve yeterli donanıma sahip
olmaması; itfaiyelerin belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik zorluklardan en
çok etkilenen bölümlerin başında olması;
• Kaynakların belediyelerden itfaiyelere aktarılamamış, çeşitlendirilememiş, özel
sigortaların işleyişe gerekli şekilde katılamamış, belediyelerin kaynak
kullanımları ve itfaiye bütçelerinin denetlenememiş olması;
• Konut ve işyerlerinin yangın için sigortalanması zorunluluğunun getirilmemiş
olması şeklinde özetlenebilir.
2. AFET YÖNETİMİİLE İŞBİRLİĞİ
Bu başlık altında sorunlar;

• Yangınlarla mücadele ve afetlerden korunma ile ilgili yasal durumun ortaya
konulamamış olması, Türk itfaiyeciliğinin özel bir kanununun bulunmaması,
hizmetlerin, yönetmeliklerle yürütülmeye çalışılması, yasa eksiklikleri nedeniyle
çağdaş afet ve yangın ile mücadele felsefesine uygun bir hizmet yapısının
oluşturulamamış olması;
• İtfaiyelerin işbirliği yapması gereken acil müdahale grupları (polis, ilkyardım
vb.) ile aynı çatı altında müdahalede bulunmasının sağlanamamış olması;
1 Sorunların tespitinde Kavaklıoğlu, 2002; Yalın, 2002; TİB yönetim kurulu üyeleri ile yapılan derinlemesine
görüşmelerden ve yerinde yapılan gözlemlerden yararlanılmıştır.
• 24 saat nöbet sistemine göre çalışan itfaiye kuruluşlarının yangın
görevlerindeki yetkilerinde hapsolmuş olması, önleme, arama-kurtarma ve
ilkyardım hizmetlerinin ise tali görevler olarak kabul edilmesi;
• İtfaiye teşkilatlarının ülke genelinde acil yardım; arama-kurtarma hizmetleri ve
afet yönetimi ile yeterli düzeyde koordinasyon ve işbirliği ortamının
bulunmaması ve bu konudaki görev ve sorumluluk alanlarının açık ve net bir
şekilde belirlenmemiş olması,
• İl Afet Kriz masalarında itfaiyenin doğrudan temsil edilememesi olarak
belirtilebilir.
3. ÖNLEM VE HALKIN BİLGİLENDİRİLMESİ
Bu başlık altında sorunlar;

• Yangın öncesi önlem bölümlerinin birkaç büyükşehir belediyesi dışında
yaygınlaştırılamamış olması;
• İl ve ilçelerin yangın ve afet risk haritalarının yapılamamış olması;
• Yangın önleme ve afetlere hazırlık için standartlaşma ve denetimin
sağlanamamış olması;
• Lise ve dengi okullarda yangınla mücadele, afetlerden korunma ve ilkyardım
derslerinin programa alınamamış olması şeklinde özetlenebilir.
4. KOORDİNASYON VE STANDARDİZASYON
Bu başlık altında sorunlar;

• İtfaiyeler arasında koordinasyonun sağlanamamış olması;
• Orman, hava, deniz işletmeleri ve diğer kuruluşların yangın ekipleri arasında
koordinasyon, işbölümü ve teknik standartlaşmanın sağlanamamış olması;
• İtfaiye istasyonlarının binalarında ve kullanılan teknik donanımda standart
birliğinin sağlanamamış olması;
• Afet durumunda itfaiye ve diğer müdahale birimleri arasında koordinasyonun,
olay komuta sisteminin işleyiş standartlarının belirlenmemiş olması;
• Kimyevi vb. teknik yangınlarda gerekli teknik müdahale yöntemlerinin
standartlarının belirlenememiş olması;
• İtfaiye hizmetlerinin kırsal alanda örgütlenememiş olması, il ve ilçe bazında
koordinasyon, işbirliği, yetki, görev ve sorumlulukların tam olarak
tanımlanmamış olması şeklinde özetlenebilir.
5. GÖNÜLLÜLÜK SİSTEMİ
Bu başlık altında sorunlar;

• Mevcut yapı itibariyle gönüllü katılımlardan çok az yararlanılması;
• Gönüllü itfaiyecilik sisteminin kurulamamış olması, eğitim, görev ve sorumluluk
alanlarının belirlenememiş olması;
• Lojistik destekli, küçük bölgelere hizmet veren gönüllü itfaiye sistemine
geçilememiş olması;
• Belediyelerin yetki alanı dışında kalan kırsal kesimin yangın ve afetlerinde
gönüllülerin kullanılamaması olarak belirtilebilir.
6. İTFAİYECİ EĞİTİMİ
Bu başlık altında sorunlar;

• Endüstri Meslek Liselerinde yangınla ilgili bölümlerin bulunmaması;
• İtfaiye önlisans programlarının yetersiz sayıda olması;
• Üniversitelerde yangın ve itfaiyecilik ile ilgili bölümlerinin ya da mühendislik
bölümlerinde yangın uzmanlık alanlarının bulunmaması;
• Yangın Araştırma Enstitüsü’nün kurulmamış olması;
• İtfaiye personelinin devletin yaptığı genel memur sınavlarına tabii tutulmuş
olması ve itfaiyeye personel alımında daha uygun ve etkin bir sınav sisteminin
oluşturulamamış olması;
• Rütbe, yükselme ve uzmanlaşmayı esas alacak kademeli eğitim sisteminin
kurulamamış olması;
• Uzmanlık eğitimi ve sürekli mesleki eğitimi verecek bir ulusal itfaiye
akademisinin bulunmaması şeklinde sıralanabilir.
7. PERSONEL YÖNETİMİ
Bu başlık altında sorunlar;

• İtfaiyeciliğin meslek sınıfı haline getirilememiş olması ve itfaiye personeline
öğretmen ve polis gibi kapsam dışı özel statü sağlanamamış olması;
• İtfaiye personelinin statüsünün net olarak ortaya konulamamış olması, mali ve
sosyal sorunlarının çözümlenememiş olması;
• Personel sayısının yeterli olmaması;
• Özlük haklarından ve eğitim yetersizliğinden kaynaklanan yetişmiş ve kaliteli
personel istihdamının sağlanamaması olarak özetlenebilir.
Yukarıda yedi başlık altında özetlenen sorunlar Türk itfaiye sisteminin yaşamakta olduğu
genel sorunların önemini gözler önüne sermektedir.
III. İLKELER
Bu bölümde, itfaiye teşkilatının yeniden yapılandırılması için yeni bir model
oluşturulurken dikkate alınması gereken temel ilkeler ortaya konulmaktadır. Bu temel
ilkelerin belirlenmesinde itfaiye teşkilatı açısından dünyadaki tüm önemli ülkelerin
deneyimlerinden yararlanılmıştır.

1. İlke: İtfaiye genel olarak yerel yönetimin bir hizmet birimidir. Çeşitli ülkelerde
merkezi idare bu hizmetlerin sürdürülmesinde değişik görevler yüklenmektedirler.
Türkiye’de itfaiye hizmetleri yerel yönetimlerin sorumluluğu altındadır. Bu model
çalışması, bu sistemde bir değişikliği amaçlamamakta, hizmetlerin daha etkin hale
getirilebilmesi için merkezi idare-yerel yönetim ilişkisini tartışmayı amaçlamaktadır.

Dünya örnekleri incelendiğinde, Almanya, Hollanda, Fransa, İngiltere, İsviçre, Belçika
gibi Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya, Avusturalya ve Yeni Zellanda gibi ülkelerin tümünde
itfaiye hizmetleri yerel yönetimler tarafından yerine getirilmektedir. Bu konuda rastlanılan
en önemli istisna tüm itfaiye hizmetlerinin merkezi idare tarafından sürdürüldüğü İtalya
ve Yunanistan’dır.

İtfaiye hizmetlerinin sürdürülmesinde merkezi idare ve yerel yönetimler arasındaki
işbölümü ve koordinasyon üç temel model çerçevesinde ele alınabilir (Jonkman, 2002;
Ünlü, 2002; İlki, 2002; Schnüriger, 2002):

V Merkezi olmayan model: Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık. Bu ülkelerde
yerel yönetimler bölgelerinde tek sorumludurlar, bölgeler veya eyaletler
özerktirler, merkezi hükümetin operasyonel hiç bir görevi bulunmamaktadır.

V Merkezi idarenin bazı özel işlevlerinin olduğu merkezi olmayan model:

Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İsveç, İsviçre, ABD, Japonya,
Avusturalya, Yeni Zellanda. Bu ülkelerde yerel yönetimler itfaiye
hizmetlerinden sorumludurlar. Merkezi idare, bölgeler veya eyaletlerde
belirlenmiş bazı hizmetleri ve koordinasyon görevlerini yerine getirirler.

V Merkezi model: İtalya, Yunanistan. Bu ülkelerde merkezi ulusal itfaiye servisi
tüm itfaiye hizmetlerini ve koordinasyonu yerine getirmektedir.

2. İlke: İtfaiye hizmetlerinin yerel yönetim ve merkezi idare arasındaki dağılımı her
ülkenin siyasi ve kültürel özelliklerine bağlıdır.
Her ülkede izlenen itfaiye idare modeli o ülkenin kültürel, siyasi, coğrafi yapılarının
üzerine kurulmuş, onların etkileri ile ortaya çıkmış modellerdir (Jonkman, 2002; Coleman
ve Granito, 1988). Bu temellerden koparılarak her hangi bir ülkenin modelinin transferi
ya da kopyalanması düşünülemez. Burada amaç itfaiye teşkilatının etkin çalışmasını
sağlayabilecek ve Türk idari sistemine uygun bir modelin ortaya konulmasıdır.
Uluslararası deneyimlerin incelenmesinin amacı, ülkelerin kültürel ve siyasi yapıları ile
itfaiye sistemleri arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek ve bu deneyimlerden
yararlanabilmektir.

İncelenen ülkelerin gösterdiği en önemli olgu, federal sistemin geçerli olduğu ülkelerde,
yerel yönetimlerin itfaiye hizmetlerinin sürdürülmesinde daha etkili olduklarıdır (örneğin
Hollanda, Almanya, Belçika, İsviçre). Diğer yandan, federal sistemin olmadığı ülkelerde
merkezi hükümetlerin koordinasyon ve denetim işlevleri daha ağır basmakta ya da bu
görevler tümüyle merkezi hükümet tarafından yürütülmektedir (Fransa, İtalya).

Federal sistemin var olmasına rağmen, merkez idarenin etkin olduğu ülkelerde (örneğin
ABD, Japonya, Avusturalya) tüm itfaiye hizmetleri federal devletler ya da eyaletler
tarafından sürdürülmekle beraber, merkezi hükümete bağlı itfaiye (ve afet yönetim)
ajansları ve kurumları önemli görevler sürdürmektedirler.

Türkiye, geleneksel olarak merkezi idarenin tüm idari sistemin omurgasını oluşturduğu
bir sisteme sahiptir (Gözübüyük, 2001 ; İçişleri Bakanlığı, 2001). Buna rağmen merkezi
idarenin içinde itfaiye hizmetleri ile ilgili bir birim bulunmamaktadır. Yerel yönetimler
(mahalli idareler) ile ilgili yeni kanun tasarısına göre (Mahalli İdareler, 2001) mahalli
idarelerce yürütülen hizmetlerin mevzuata, belirlenen genel politikalara ve standartlara
uygunluğunu denetlemek, mahalli idarelere rehberlik etmek, teknik ve mali yardımlarda
bulunmak, eğitim desteği vermek görevleri merkezi idareye aittir. Bakanlıklar, mahalli
idarelerin kendi sorumluluk alanlarına giren hizmetlerinin ulusal ve bölgesel düzeyde
koordinasyonunu sağlar. İl ve ilçelerde koordinasyon ise vali ve kaymakamlar vasıtasıyla
sağlanır.

Mahalli idareler tarafından yerine getirilecek hizmetler ve görevler:

a) Mahalli idareler kanununda ve ilgili kanunlarda belirtilen esas ve sınırlamalar
çerçevesinde; eğitim, sağlık, sosyal yardım, gençlik ve spor, kültür, sanat, turizm, tarım,
orman, ağaçlandırma, çevre, bayındırlık, imar, ulaştırma, zabıta hizmetleri, itfaiye
hizmetleri, sanayi ve ticaret alanlarında mahalli ve müşterek nitelikli hizmetler ve

b) Asli görev ve hizmetlerinin yanı sıra, kanunların yasaklamadığı veya özel olarak
başka idarelere vermediği mahalli ve müşterek nitelikli ihtiyaçları karşılamak üzere genel
karar organlarının uygun göreceği her türlü faaliyet ve hizmetlerdir.

Diğer yandan,

a) Mahalli idarelerin iş ve işlemlerinin idarenin bütünlüğü ilkesine, mevzuata,
kalkınma planlarının ilke ve hedeflerine ve merkezi idarece belirlenecek politika ve
standartlara uygunluğu, ilgili kanunlara göre merkezi idarece denetlenir,
b) Mahalli idarelere, hizmet kapasitelerini artırmak ve bölgeler arasında dengeli
kalkınmaya yardımcı olmak üzere, merkezi idare gelirlerinden, ilgili kanunlarında
belirtilen esas ve usuller çerçevesinde merkezi idare tarafından mali yardımda bulunulur,

c) Mahalli idareler, kendi görev ve sorumluluk alanlarına giren hizmetleri idarenin
bütünlüğü ilkesine, mevzuata, kalkınma planlarının ilke ve hedeflerine ve merkezi idare
tarafından belirlenecek politika ve standartlara uygun olarak yürütür.

Özetle, ilgili kanunlarda yerel yönetimlerin görevlerini belirlemek, bunları denetlemek,
politika ve standartlar geliştirmek, eğitim ve mali destek sağlamak merkezi idarelerin
görevleri arasındadır. Türkiye’de yerel yönetimlerle ilgili reformlar öngörülmekle beraber
henüz sistem merkezi idarenin yukarıda sayılan işlevleri yüklendiği ve vesayet yetkisinin
olduğu bir sisteme göre işlemektedir. Bu nedenlerle, itfaiye hizmetlerinin sürdürülmesi
için ortaya konulacak model çalışmasında Türk idari sisteminin sahip olduğu bu
özellikler dikkate alınacaktır.

3. İlke: Avrupa’da merkezi itfaiye idaresi sivil savunmanın içinden alınıp afetyönetimine taşınmaktadır.
Kıta Avrupası’nda afetlere ve yangınlara müdahalenin merkezi idare içindeki yeri
geleneksel olarak sivil savunma örgütlenmesi içinde bulunmaktadır. Türkiye’de de
durum böyledir. Esas olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminin
gerekleri üzerine kurulmuş olan bu çatı, 1990’lardan sonra Avrupa ülkelerinde
tartışmaya açılmıştır. Bugün bir çok Avrupa ülkesinde en temel tehlikelerin ekolojiknükleer
enerjiye dayalı afetlerden, bireysel ve örgütlü terörizm faaliyetlerinden ve doğal
afetlerden kaynaklanması, bu tartışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Bu
uluslararası gelişmeler afet durumu ya da acil durumlara yönelik afet yönetim
modellerinin savaşa göre örgütlenmiş sivil savunma örgütlerinin dışına taşınmasını
beraberinde getirmektedir (Conseil Federal, 2001; FNSPF, 2001).

En önemli tehlikelerin afet ve diğer acil durumlardan kaynaklanması, bu olayların ortaya
çıkma olasılıklarının çok yüksek ve ön uyarı sürelerinin oldukça kısa olması, savaş
durumu için öngörülmüş bazı geleneksel müdahale araçlarının etkinliğini azaltmaktadır.
Buna karşılık, yerel-bölgesel boyutta işbirliklerinin güçlendirildiği ve afet yönetimi
sistemine dahil tüm müdahale birimlerinin işbirliğine dayalı olarak geliştirildiği
örgütlenme modelleri ağırlık kazanmıştır (Jonkman, 2002). Bu şekilde, acil durum
yönetimi ve müdahale sistemine bir sinerji ve hız kazandırılması amaçlanmaktadır.

Kıta Avrupası dışında kalan ülkelerde sivil savunma olgusuna rastlanmamaktadır ve
esas olarak itfaiye idaresi, afet yönetim sistemi içinde yer almaktadır. Örneğin ABD’de
Başkana bağlı çalışan Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) içinde yer alan
İtfaiye İdaresi; Japonya’da İçişleri Bakanlığında yer alan Yangın ve Afet Yönetim
Kurumu; Avusturalya’da (Batı) Acil Durum Hizmetleri Bakanlığı’na bağlı Yangın ve Acil
Durum Hizmetleri Kurulu; Yeni Zellanda’da İçişleri Bakanlığı’na bağlı Yangın Hizmetleri
Komisyonu bulunmaktadır (Ekler 7-10).
Avrupa ülkelerinden Hollanda, sivil savunma olgusu dışında, itfaiye ve kriz yönetimi
temelinde bir örgütlenmeyi tamamlamış bir ülkedir. Bu ülkede de İçişleri Bakanlığı’na
bağlı, esas olarak politika üretmeye yönelik bir İtfaiye ve Kriz Yönetimi bulunmaktadır
(Ek-4 ve Lieben, 2002). İsviçre bu dönüşüm projesini tamamlamış olan bir ülkedir ve
2003 yılında afet yönetimi modelini sivil savunma sisteminden ayırmış olacaktır (Ek-2 ve
Schnüriger, 2002). Fransa’da Fransız İtfaiyeleri Federasyonu üç yıl önce sivil savunma
ve sivil güvenlik ünitelerinin (itfaiye) birleştirilerek oluşturulan genel müdürlüğün
başbakanlığa bağlanarak koordinasyonun etkinleştirilmesini önermektedir (Ek-5).
Belçika’da ise İçişleri Bakanlığı itfaiye sistemini sivil savunma sistemi dışına taşımak
için çalışmalar başlatmışlardır (Hayez, 2002).

Türkiye için yapılacak model çalışması, Kıta Avrupası ülkelerinde ortaya çıkan bu güncel
gelişmeleri dikkate alarak, itfaiyenin afet yönetim modeli içinde yer alan bir yeniden
yapılanma süreci geçirmesini ön planda tutmaktadır.

4. İlke: İtfaiye, afet kriz masalarında doğrudan temsil edilmektedir.
İncelenen ülkelerin hiç birinde itfaiye, afet ya da acil durum kriz merkezlerinin dışında
değildir. Tam aksine, afet kriz merkezleri ve itfaiyeler ayrı idari yapılar içinde hizmetlerini
sürdürseler bile, itfaiye afet kriz masasının doğal bir üyesidir (Ekler 1-10).

İncelenen ülkelerde polis, ilkyardım, itfaiye, altyapı hizmetleri, teknik arama-kurtarma ve
barınma hizmetlerinin bir arada koordineli olarak yerine getirilmesi acil duruma
müdahalenin temel ilkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü afet kriz merkezleri ya da
masaları, özellikle afet anında doğrudan acil duruma müdahale için gerekli olan tüm
birimlerin temsilcilerinden oluşmaktadır. Bu birim temsilcileri arasında olay yerinde
işbölümü, koordinasyon, emir komuta sistemi vb. gibi konular daha önceden belirlenmiş
ve tatbikatlar ile güçlendirilmiş olmaktadır. Afet yönetimi ile ilgili kurumun en önemli
görevi bu tür hazırlıkları yapmaktır.

Türkiye’de il kriz masaları en temel acil durum müdahale birimleri olarak organize
edilmişlerdir. Bu kriz masalarında itfaiye hizmetlerinin bir temsilcisi bulunmamakta, bu
hizmet birimi ile kurulacak ilişkinin, kriz masasında yer alan belediye başkanı aracılığıyla
dolaylı olarak sürdürülmesi düşünülmektedir. Halbuki ülke deneyimleri ve konu ile ilgili
literatürden görüleceği gibi kriz masasının temel özelliği doğrudan temsil ile ara
aşamaları ortadan kaldırmak, müdahalede hız ve koordinasyonu arttırmaktır (Laura,
1996; Gigliotti, 1991; Limmer, 2000; Wilder, 1997; Erickson, 1999; Levitt, 1997; Cook,
1998).

Kriz masaları, idari yapıda farklı birimlerde yer alan ilkyardım, polis, itfaiye gibi müdahale
hizmetlerinin bağlı oldukları birimler devre dışı bırakılarak tümüyle ilgili ilin valisinin
emrine girmelerini gerektiren bir organizasyondur. Burada belediyenin ilgili hizmetleri de,
belediye başkanının yanısıra, hizmeti doğrudan yerine getiren daire başkanlığı ya da
müdürlük tarafından temsil edilmeli ve il kriz masasının başkanı olan valinin yönetiminde
afete müdahaleye doğrudan katılmalıdırlar.

5. İlke: İtfaiye hizmetleri yangın söndürmekle sınırlandırılmamakta ve itfaiye engenel anlamda ilk acil müdahale birimini oluşturmaktadır.
Türkiye’deki itfaye hizmetlerinin tanımının yer aldığı bir yönetmelik ve bir de standart
bulunmaktadır (Sivil Savunma G.M. 23 Ağustos 1985 gün ve 18851 sayılı yönetmelikle
ve 22327 değişiklik ve T.S.E. 12206 sayı ve Nisan 1997 tarihli TSE standardı). Bu
çalışmalara göre itfaiyenin görevi yangınlara, su baskınlarına müdahale etmek, afetler
sonrasında enkaz kaldırma, can ve mal kurtarma çalışmalarına katılmak, yangın
önlemlerini aldırmak, tehlikeli maddelere müdahale etmek, ilk yardım hizmetlerini
yürütmek olarak belirtilmektedir.

İncelenen ülkelerde itfaiye teşkilatları farklı coğrafi özeliklere sahip olan şehirlerde farklı
türde işlevler yüklenmektedirler. Örneğin deniz kıyısında bulunan şehirlerde denizarama
kurtama ve dalgıçlık (Lieben, 2002); kimyasal tehlikelerin bulunduğu bölgelerde
tehlikeli madde müdahale ekipleri (Hayez, 2002), dağlık bölgelerde dağ arama-kurtarma
ekipleri ve tırmanma grupları (Schnüriger, 2002) itfaiye içinde uzmanlık alanları olarak
bulunmakta ve eğitimleri ilgili yönde uzmanlık kazanılacak şekilde yapılmaktadır.

Türkiye’de deniz, orman, vd. yangınlara farklı organizasyonlar tarafından müdahale
edilmektedir. Diğer yandan itfaiyenin verdiği hizmetlerin değişik uzmanlık alanlarına
yayılabilmesi için gerekli eğitim ve mevzuat koşulları oluşturulmamıştır. Özellikle, diğer
ülke örneklerinden görüldüğü gibi, arama-kurtarma ve ilkyardım konuları yangına
müdahale kadar iftaiye için gerekli olan uzmanlaşma alanlarıdır. İtfaiyenin aramakurtarma
ve ilkyardım fonksiyonları ile donanmış olması, bu fonksiyonların başkaca
müdahale birimleri tarafından yerine getirilmemesi anlamına gelmez. Tümüyle aktif
deprem bölgesinde bulunan Türkiye’nin arama kurtarma ve ilkyardım fonksiyonlarını
yerine getirecek bir çok birime ihtiyacı olduğu açıktır (Ordu, sivil savunma, özel kurumlar,
gönüllü kuruluşlar, mahalle acil durum müdahale ekipleri vb). Ancak, diğer birimlerin
yanısıra, 24 saat acil müdahaleye hazır bulunan itfaiye hizmetlerinin arama- kurtarma
ve ilkyardım hizmetlerini karşılayabilecek şekilde donatılmış ve eğitilmiş olması da
kaçınılmazdır.

Uluslararası çalışmalara göre, 24 saat çalışan bir müdahale birimi olan itfaiyenin yangın
söndürme dışında kalan hizmetlerde etkin olarak kullanılmaması müdahale süresinin
uzaması, maliyetlerin yükselmesi ve kayıpların artması gibi sonuçlar yaratmaktadır
(Wallace, 1998; Limmer, 2000; Goodson ve Marsha, 1998; Dickinson, 1999; Hogan,
2000; Edwards, 2000; Coleman ve Granito, 1988; Carter ve Rausch, 1999; Sachs,
1999).

Eylül 2001 tarihinde, Marmara ve Boğazlar Belediyeler Birliği ile Hollanda Belediyeler
Birliği tarafından düzenlenen uluslararası toplantıda “Etkin Afet Yönetimi” için yapılması
gerekenlerin özetlendiği sonuç bildirgesinde, afetle ilgili tüm kurumların tek çatı altında
birleştirilmesi, il afet yönetimi sistemine belediye, sivil örgütler, gönüllü kuruluşlar ve
üniversitelerin de dahil edilmesi, afet yönetiminde etkinliğin arttırılabilmesi için itfaiye
teşkilatlarının sorumlu kurumlar haline getirilerek bu kurumların personel, bilgi, araç
gereç ve yetki ile donatılmasının gereği vurgulanmıştır (MBBB, 2001).

6. İlke: Gönüllü itfaiyeciler dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde itfaiyehizmetlerinin en temel insan kaynağını teşkil etmektedir.
İtfaiyenin hizmetleri yerine getirmesinde ve bu hizmetleri şehir ve kırsal bölgelerde
gerçekleştirmesinde en çok başvurulan insan kaynağı gönüllülerdir. Türkiye’de gönüllü
itfaiyecilik sistemi bulunmamaktadır. Özellikle kırsal yerlerde mutlak olarak başvurulan
gönüllü kaynaklarının geliştirilmesi ve sisteme entegre edilmesi kaçınılmazdır (Perkins
ve Benoit, 1996; Coleman ve Granito, 1988; Chatterton ve Chatterton, 1994).

Avrupa ülkeleri gönüllülük sisteminin uygulanması açısından 3 temel grup altında
incelenebilir (Schmauch, 2000)2:

V Hizmetin profesyonel olarak sürdürüldüğü ülkeler;

V Hizmetin sürdürülmesinde çok sıkı kurallara dayalı gönüllülük sisteminden
yararlanılan ülkeler;

V Hizmetlerin sürdürülmesinde serbest gönüllülük sisteminin uygulandığı ülkeler.

Birinci grupta Birleşik Krallık, Norveç, İsveç, İrlanda gibi Kıta Avrupası dışı ülkeler ve
kuzey ülkeleri bulunmaktadır. Bu ülkelerde itfaiye hizmetleri esas olarak profesyonel
gruplarca sürdürülmekte ve çok düşük sayıda gönüllü itfaiyeciye rastlanmaktadır (Tablo
4).

İkinci grupta çok sıkı kurallara dayalı gönüllü sistemi hakimdir. Bu ülkelerin arasında
İsviçre, Almanya, Avusturya, Lüksemburg, Hollanda, Belçika ve İzlanda bulunmaktadır.
Uygulanan kurallar arasında gönüllülerin özellikleri, seçilmesi, müdahale süreleri,
kullandıkları ekipmanlar, müdahale yöntemleri ve eğitimlerinin belirlenmiş ve sıkı
kurallara bağlanmış olması sayılabilir. Buradaki temel prensip gönüllü ya da profesyonel
gruplar tarafından verilen hizmetlerin arasında bir kalite farkı olmamasıdır. Sadece
gönüllülerden oluşan bir istasyonda müdahale sayısı belirli bir sayının üzerine
çıktığında, söz konusu istasyonun karma (profesyonel ve gönüllü) istasyon haline
getirilmesi de izlenen kurallardan en önemlisidir.

Bu sisteme Avrupa dışı ülkelerden olan ABD, Japonya, Avusturalya ve Yeni Zellanda
katılabilir. Örneğin ABD’de Ulusal Gönüllü İtfaiyeciler Konseyi (National Volunteer
Firebrigades Council) gönüllü itfaiyeci standartlarının oluşturulmasında İftaiye İdaresi
(US Fire Administration) ile birlikte hareket eder. Avusturalya’da profesyonel itfaiye

2 Schmauch, 2000 çalışmasında Avrupa’daki gönüllük sistemlerini dörde ayırmaktadır. Dördüncü sistem
bir tek Danimarka’da görülen özel itfaiye hizmetleridir ki bunların içinde gönüllüler yer almamaktadır.
hizmetlerini düzenleyen 50 yasa maddesi varken, gönüllü itfaiye sistemini düzenleyen
60 yasa maddesi vardır (Ekler 7-10).

Hizmetlerin sürdürülmesinde serbest gönüllük sisteminin uygulandığı ülkelerin arasında
Fransa, Portekiz, İtalya, Yunanistan ve İspanya gelmektedir. Tümüyle Akdeniz
ülkelerinden oluşan bu grupta gönüllük sisteminin uygulanmasında kurallar esnek ,
belediyelere göre değişken ve isteğe bağlı bir durum göstermekte ve bu nedenle
müdahale süresi ve hizmet kalitesi anlamında bir bütünlük sağlanamamaktadır
(Schmauch, 2000).

Uygulanan kurallara ve mevzuata göre yapılan sınıflandırmanın yanısıra, dünya
örneklerinden yola çıkılarak profesyonel ve gönüllü itfaiyecilerin bir arada
çalışmalarından doğan çeşitli bileşimlere göre bir sınıflandırma yapılması da
mümkündür (Perkins ve Benoit, 1996; AFEM, 1995) : Bu sınıflandırma tümüyle
profesyonel, karma ve tümüyle gönüllü istasyonlar olarak üç başlıkta yapılmaktadır:

1) Tümüyle profesyonellerden oluşan istasyonlar: Bunlar genellikle büyük şehirlerde ve
risklerin yüksek olduğu bölgelerde kurulmuşlardır.

2) Karma istasyonlar:

!"Profesyonel ağırlıklı istasyonlar: Bu istasyonlarda hizmetler genellikle
profesyoneller tarafından sürdürülmektedir. Bazı çok özel işler için gönüllüler
kullanılmaktadır. Örneğin sosyal faaliyetlerin düzenlenmesi, maddi kaynak temini,
şöförlük, güvenlik gibi.

!"Profesyonel/profesyonellerce yetiştirilmiş gönüllülerin bulunduğu karma
istasyonlar: Bu istasyonlarda genellikle gönüllüler profesyonellerce eğitilir ve
müdahaleye katılırlar. Bu istasyonlarda, genellikle, profesyonel iftaiyeci kadrosu
boşaldığı zaman yeni itfaiyeciler yetiştirilmiş gönüllülerden seçilir.

V Eşit ağırlıklı profesyonel /gönüllü itfaiyeci bileşiminin olduğu istasyonlar:

¦ Çalışma saatlerine göre bileşimin yapıldığı: Bu istasyonlarda esas olarak
görev dağılımı aynı işlevlerin gece-gündüz; hafta sonu-hafta içi olarak
paylaşımı söz konusu olmaktadır.

¦ İşlevlere göre bileşimin yapıldığı: Bu istasyonlarda aynı saatlerde çalışılır.
Profesyoneller sürekli nöbettedir. Gönüllüler çağrı üzerine müdahaleye dahil
olurlar ve hidrant olmayan bölgelere su tankı taşıyan araçları sürme, yangın
alanı güvenliğini sağlama gibi görevlerden profesyonel itfaiyecilerin yaptıkları
tüm işlere kadar uzanan bir yelpaze içinde çalışırlar. Bu istasyonlarda olay
komuta sistemi profesyoneller tarafından yürütülür.

!"Gönüllülerin ağırlıklı olduğu istasyonlar: Gönüllü sayısı profesyonel sayısından
daha fazladır. Daha çok şehirleri çevreleyen şehir dışı alanlarda bulunan itfaiye
istasyonlarıdır. Belirli sayıda profesyonel itfaiyeci vardır. Bunlar ilk müdahaleyi
yaparlar, gönüllü itfaiyeciler çağrı üzerine bulundukları yerlerden gelerek müdahaleye
katılırlar. Bu istasyonlar genellikle yerel yönetimlerden profesyonel kadro tahsisi için
katkı almaktadırlar. Olay komuta sisteminin başında olabilecek kadar eğitimli ve
tecrübeli gönüllülerin olduğu istasyonlardır.

!"Profesyonel itfaiye müdürünün olduğu gönüllü istasyonlar: Bu istasyonlar
genellikle ilgili yerel birimlerden profesyonel kadro tahsisi için kaynak kullanırlar. Olay
komuta sistemi profesyonel itfaiyeciler tarafından sürdürülür.

3) Tümüyle gönüllülerden oluşan istasyonlar: Bunlar genellikle kırsal alanlarda kurulmuş
olan istasyonlardır. Tüm yangın, arama-kurtarma ve ilkyardım hizmetleri gönüllüler
tarafından sürdürülür. Genellikle kendi fonlarını kendileri yaratırlar. Bu fonlar gerekli
giysilerin, teknik donanımın alınması ve istasyon inşaatının yapılması gibi konularda
kullanılmaktadırlar.

Türkiye’de gönüllü itfaiyecilik çok yeni olarak uygulanmaya başlanmıştır. Esas olarak
1999 Kocaeli depreminden sonra gündeme gelmiştir. Bugün sadece bir kaç ilde gönüllü
itfaiyecilik uygulaması bulunmaktadır ve depremde etkin olarak çalışan bazı gönüllülerin
önderliğinde Gönüllü İtfaiyeciler Birliği kurulmuştur. Ancak gönüllü itfaiye teşkilatlarının
çalışmaları ile ilgili henüz bir yönetmelik ya da standart mevcut değildir. Bu sistemin
sağlıklı olarak uygulamaya geçirilebilmesi için eğitim, sağlık ve donanım gibi konularda
ortak standartlar gereklidir. Bu standartların dışında istasyonun profesyonel gönüllü
arasındaki bileşiminin nasıl olacağı gibi konular bölgelerin özelliklerine göre itfaiye ve
yerel yönetimler tarafından kararlaştırılabilir.

7. İlke: İtfaiyecilik eğitimi tüm dünyada salt meslek içi eğitim olmaktan çıkmakta,
profesyonel itfaiyecilik eğitimi, diğer mesleğe yönelik eğitimler gibi, ilgili okul veyüksek okullarda verilmektedir.
İtfaiyecilik mesleği, yangın söndürmek amacıyla kullanmaya başlanan basit bir su
tulumbasından, bugün önemli teknolojilerin kullanıldığı bir meslek haline gelmiştir. Bu
gelişmede teknolojik gelişmeler kadar nüfusun şehirlerde yoğunlaşması, yoğun nüfusun
yaşadığı şehirlerde aynı zamanda sanayileşmenin gelişmesi, kimyasal patlamalar,
çevresel sorunlar ve diğer tehlikeli maddelerden kaynaklanan yangınların artmaya
başlaması rol oynamaktadır.

Bu gelişmeler itfaiyecilik mesleğinin gerektirdiği resmi eğitim düzeyini yükseltmiştir.
İtfaiyecilik eğitimi salt hizmet içi eğitim olmaktan çıkmış, itfaiyeler giderek yüksek
öğretim derecesi almış kişileri istihdam etmeye yönelmiştir. Ayrıca, müdahale süresinin
kısaltılması ve müdahalenin etkinleştirilmesi, yönetim bilişim sistemlerinin, toplam kalite
yönetimi uygulamalarının kullanıldığı, risk ve belirsizlik altında karar verme, liderlik ve
kamu yönetimine kadar varan ve bugün modern işletme-yönetim biliminin kapsamında
bulunan bütün eğitim konularından da yararlanılması gereği duyulmaya başlanmıştır.

Yaparak öğrenilen ve tecrübeye dayalı bir nitelik artırma süreci önemli ise de,
günümüzde itfaiye hizmetleri için gerekli olan mühendislik ve yönetim formasyonlarının
bu şekilde kazanılamayacağı açıktır. Bu dönüşüm, lonca sistemine dayalı eğitimden okul
eğitimine dayalı meslek kazanma sürecinin yaşandığı her alanda olduğu gibi, itfaiye için
de geçerlidir. İtfaiyecilik, meslek içi eğitim ve yaparak öğrenme yöntemi ile
etkinleştirilemeyecek kadar bilgi-teknoloji yoğun haline gelmiştir. Yukarıda sayılan çok
amaçlı itfaiye ekiplerinin kurulması da (arama-kurtarma-ilkyardım vb.) ancak resmi okul
eğitiminin arttırılması ile mümkün olabilir.

Günümüzde, sanayileşmiş ülkeler arasında sadece yaparak öğrenmeye dayalı ve
meslek içi eğitimin ön planda olduğu itfaiye eğitimi terk edilmiştir. Ancak itfaiyeci eğitimi
bir çok ülkede çeşitli açılardan farklılıklar göstermektedir:

ABD’de her kademede itfaiyeci eğitimi, itfaiyecilik eğitimi veren üniversite ve kolejlerde
yapılmaktadır. Resmi eğitim sistemi içinde bulunan itfaiyecilik eğitimi ABD’de diğer
meslek alanlarında yaygın olduğu şekilde, bağımsız meslek örgütleri tarafından akredite
edilmektedir (NFPA, 1992). İtfaiyelerde sadece ilgili okullardan mezun olanlar
çalışmaktadır. 2001 yılında gerçekleştirilen ‘İtfaiye ve Acil Hizmetler Yüksek Eğitim
Konferansı’ sonucunda itfaiye yöneticisi için itfaiyecilik eğitimi üzerine kamu yönetimi
yüksek lisans derecesi istenmesine karar verilmiştir (NFA, 2001; Ek-7). ABD İtfaiye
İdaresi’ (USFA) ne bağlı İtfaiye Adakemisi (NFA) de meslek içi ilerleme ve sürekli
gelişmeye yönelik programlar düzenlemekte, yayın ve araştırmaları teşvik etmekte,
itfaiyecilik okullarının programlarının gelişmesi için gerekli koordinasyon ve iletişim
altyapısını geliştirmektedir.

Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmında teknik eğitim ve yüksek eğitim derecelerinden
itfaiyeye giriş açıktır. Mesleğin çeşitli kademelerine giriş için gerekli okul-yüksek okul
eğitim derecesi farklılık göstermektedir. Örneğin Hollanda’da itfaiye şefi olabilmek için
acil durum ve kriz yönetimi yüksek lisans derecesi sahibi olma koşulu getirilmiştir ve bu
derece ilgili üniversitelerden alınmaktadır (Şekil 2). Dolayısıyla Hollanda ve ABD itfaiye
şefliğinin sadece itfaiyecilik eğitimine değil aynı zamanda; kriz yönetimi, kamu yönetimi,
liderlik, karar verme bilgilerinin verildiği bir yüksek lisans derecesine gereksinim
gösterdiğini kabul etmişlerdir.

Bunun dışındaki ülkelerde doğrudan giriş, amir kademeleri için 4 yıllık üniversite
derecesidir. Hollanda’da üniversite derecesi herhangi bir daldan alınmış olabilirken,
diğer ülkelerde mühendislik diploması gerekli görülmekte, Almanya ve Avusturya’da
paramedikal (4 yıllık sağlık uzmanlığı) eğitimler de kabul edilmektedir. Bu derecelere
sahip olanlar amir kademelerine giriş için başvurabilmektedirler.
Kaynak: Lieben, 2002; FEU, 2001.
İtfaiye Şefi
Acil Durum ve Kriz Yönetim
Yüksek Lisans ProgramıAmir
4 Yıllık Yüksek Eğiti

 
 
  Bugün 29 ziyaretçi (57 klik) kişi burdaydı!
 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol