*
  Patlayıcıların Önemi Ve Rolü
 

Patlayıcıların Önemi Ve Rolü 

Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları
  
 Patlayıcılar ile İlgili Genel Bilgi ve Saldırılarda Kullanılan Patlayıcıların
Özellikleri, [ 1 ]
Patlayıcıların binalar üzerindeki etkileri veya patlama sonucunda meydana gelen
yaralanmaları önceden tahmin etmek mümkündür. Patlayıcı kullanılarak yapılan saldırılar
teröristlerin uzun zamandır kullandığı ve bundan sonra da kullanmaya devam edecekleri bir
saldırı çeşididir. Ev yapımı bombalar için gerekli olan malzemeler çok kolay şekilde
marketlerden elde edilebilecek malzemelerdir ve bunların yapım teknikleri de çok kolaydır.
Bunun yanında, araç kullanarak gerçekleştirilen eylemler de yine çok kolay
gerçekleştirilebilecek eylemlerdir. Bu tür bir saldırı ile büyük miktarlarda patlayıcılar fark
edilmeden, seçilen hedefe ulaştırılabilir. Sonuç olarak teröristler, oldukça fazla bileşen içeren
değişik bomba türlerini kendi politik düşüncelerini topluma iletebilmek için dramatik şekillerde
kullanırlar. Fakat, hem ülkemizde hem de dünyada, birçok mimarın ve yapı mühendisinin bu
tür patlama eylemlerinin yapı üzerindeki etkileri hakkında yeterince bilgisi bulunmamaktadır.
 Yapı mühendisliği açısından günümüzde, araçlara yüklenmiş patlayıcıların etkileri en
önemli dizayn parametrelerinden biri olmalıdır. Bomba ile yüklü araçlar hedef olarak
belirlenen yapıyı tamamen yıkacak kadar çok patlayıcıyı taşıyabilir. Güvenli dizayn, bir
yapıya kritik mesafede (stand-off distance) patlayan bir bombanın yapı üzerinde verdiği
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları
 Afet Yönetim Merkezi Afet Yönetimi Değerlendirmesi ve Öneriler
 hasarı mümkün olduğunca azaltmayı hedefler. Kritik mesafe ,yapının yerleşim planının, güvenlik önlemlerinin ve mevkisinin bir fonksiyonudur. Bombalı araçlar için
kritik mesafe, “güvenlik önlemlerinin alındığı ve aracın yaklaşabileceği en yakın noktanın
binaya uzaklığı” olarak belirlenir. Kritik mesafe; binanın araç park yeri, gerekli malzemelerin
yüklendiği malzeme kapısı veya araçların giriş çıkış yaptığı kontrol kapısı gibi zayıf bölgeler
için araştırılmalıdır. Bu noktada yapının iki dizayn parametresi vardır. Birincisi; kullanılan
patlayıcının miktarı, ikincisi patlamanın binadan ne kadar uzakta gerçekleşeceğidir.
 Yapının dizaynı sırasında olası bir saldırıda kullanılacak patlayıcı miktarını belirlemek
genelde dizayn uzmanına bağlıdır (örneğin patlayıcılar konusunda uzman yapı
mühendisleri). Bu konuda ABD, İngiltere ve İsrail gibi, bu tip saldırıları sıklıkla yaşayan
ülkelerin tecrübelerinden faydalanmak yerinde olur.
 .-Araçlı Bombalama Eylemlerinde Rol Oynayan Çeşitli Parametreler, [12]
 Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 3500 ~ 4000 saldırı meydana gelir
ancak bunların çok büyük bir bölümünde kullanılan patlayıcılar 2 kg’ı geçmemiştir. Yüzlerce
kilo patlayıcının kullanıldığı olay sayısı ise bu ufak patlayıcı olayları ile karşılaştırılamayacak
kadar azdır.
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 İstanbul Teknik Üniversitesi 15 & 20 Kasım 2003 Terörist Saldırıları
 Afet Yönetim Merkezi Afet Yönetimi Değerlendirmesi ve Öneriler
 Bir patlama olayında patlayıcı ürünleri başlangıçta çok yüksek hızlarda, çevre basıncı
ile dengeye ulaşmak için genleşirler. Oluşan sıcaklığın etkisi ile bir şok dalgası oluşur. Bu
şok dalgası aslında radyal olarak yayılan, yüksek derecede sıkışmış ve süpersonik hızda
hareket eden hava kütlesidir. Şok dalgası genişlediğinde basınç hızla düşer (uzaklığın küpü
ile orantılı olarak). Basınç da hızla azalır (eksponansiyel olarak), ki bu süre saniyenin binde
biri mertebelerindedir. Bir patlama çok yüksek şekilde basınca maruz kalmış bir gaz
kabarcığının çevre basıncı ile dengeye ulaşıncaya kadar genleşmesi olarak da düşünülebilir
[1].
 Patlama meydana geldiğinde, “atmosferik basınçta anlık bir yükselme” olarak
düşünülebilecek bir patlama şoku oluşur. Daha sonra bu basınç, çevre basıncı seviyesine
düşer ve ardından da negatif basınç safhasına geçilir. Bu safha pozitif patlama safhasından
daha uzundur ( ikisi arasındaki oran 1/3 civarındadır ) ve genellikle bina dizaynında daha az
önemlidir. Bu şok dalgası yeryüzünden yansır ve yarım küre şeklinde kaynaktan süpersonik
hızlarda uzaklaşır. Dalga etki sınırı içerisinde bir engel ile karşılaştığında yansır ve çok büyük
bir basınç ortaya çıkar. Akustik dalgaların yansımadan sonraki büyütme faktörü “2” dir.
Akustik dalgaların aksine şok dalgaları, süpersonik hızlarına bağlı olarak “13” ü bulan
büyütme faktörüyle yansıyabilir. Bina köşeleri ve çıkıntıları dalganın kırılmasına sebep olur ki
bu da patlamanın etkilerinin azalmasına sebep olabilir.
 Daha sonraki aşama, patlama olayında vakum etkisinin ortaya çıkmasıdır. Vakum
etkisi esnasında, negatif yönde bir şok dalgası meydana gelir.
 Vakum etkisinin hemen akabinde, binanın tüm yüzeyini etkileyen kuvvetli bir rüzgar
akımı oluşur. Bu rüzgar patlama etkisi ile oluşmuş enkazı ve çevredeki parçaları beraberinde
taşır. ( Beyoğlu Balık Pazarı’ndaki görgü tanıkları, İngiltere Konsolosluğu’ndaki patlama
sırasında serin bir rüzgar hissettiklerini beyan etmişlerdir. )
 Dış alanda meydana gelen bir patlama yer yüzünü de etkileyerek yerde büyük bir
krater açılmasına sebep olur ve toprakta yüksek şiddetli ama kısa süreli bir şok dalgasının
oluşmasını sağlar. Bu etki deprem kaydı gibi kaydedilebilen bir etkidir. (20 Kasım’da Kandilli
Rasathanesi, patlamalardan kaynaklanan çok küçük sarsıntı kayıtları almıştır.)
 Oluşan maksimum basınç, kullanılan patlayıcının büyüklüğünün ve patlama uzaklığın
küpüne bağlıdır. 
Bölüm 3 – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 
İstanbul Teknik Üniversitesi 15 & 20 Kasım 2003 Terörist Saldırıları
 
Afet Yönetim Merkezi Afet Yönetimi Değerlendirmesi ve Öneriler
 Oluşan Basıncın Zamanla Değişimi, [12]
 
Bir patlamanın yapı üzerindeki etkisi;
 
!"Kullanılan patlayıcı
 
!"Patlayıcının cinsi ve düzeneği
 
!"Patlayıcının miktarı ve kalitesi
 
!"Patlayıcının yerleştirilmesi
 
!"Patlama uzaklığı
 
!"Şok dalgasının maksimum basıncı
 
!"Yansıyan dalganın basıncı
!"Şok dalgasının hızı ve hedefe ulaşma süresi
 gibi parametrelerle belirlenir. Patlamalar, kullanılan patlayıcı ne olursa olsun, genelde TNT
cinsinden ifade edilir.
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 İstanbul Teknik Üniversitesi 15 & 20 Kasım 2003 Terörist Saldırıları
 Afet Yönetim Merkezi Afet Yönetimi Değerlendirmesi ve Öneriler
 Oluşan Basıncın Mesafeyle Değişimi, [12]  
Patlayıcı maddelerin hepsi kimyasal bileşikler veya karışımlar olup, parçalandıklarında
ortama yüksek basınçta gaz ürünleri verir ve ortam sıcaklığını bir anda yükseltirler. Patlayıcı
maddelerin oluşumunda en önemli elemanlar Oksijen, Azot ve Klor’dur. Patlayıcı maddelerin
oksijen değerleri pozitif olmalıdır, negatif oksijen değeri yanmanın devam ettiğini gösterir.
Patlayıcı maddenin kuvveti üç faktöre bağlıdır;
 !"İmla Yoğunluğu ( 1 ) ( kg / L )
!"Enerji ( kcal / kg oC)
!"Detonasyon hızı ( 2 ) ( m / s )
 Bir patlayıcı maddenin bu üç değeri ne kadar fazla ise o patlayıcı madde o kadar
yüksek tahrip gücüne sahiptir.
 Detonasyon (patlama) ısısı, parçalanma denklemlerinden (decomposition)
hesaplanabilir. Detonasyon hızı ya da daha genel bir ifade ile patlama hızı, patlayıcı
nitelikteki bir maddenin başlıca özelliği olup, m/sn veya km/sn olarak ifade edilir ve oluşan
 (1) İmla yoğunluğu değeri; bir patlayıcı maddenin gerek presleme ve gerekse eritme yolu ile sıkıştırıldığı, litrelik hücrelerdeki ağırlık
değeridir.
(2) Yayılma hızı
 – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları - 
 Afet Yönetim Merkezi Afet Yönetimi Değerlendirmesi ve Öneriler
 patlamanın yayılma hızını gösterir. Detonasyon hızı patlayıcı maddenin yoğunluğu ile değişir.
En yüksek imla (sıkıştırma veya paketleme) yoğunluğu sağlandığı zaman sabit bir değere
sahip olur. Bu kural sadece belirli bir bileşime sahip olan kristal bileşiklerden oluşan
patlayıcılar için geçerlidir. Amonyum nitratlı ve kolloidal ilaveleri içeren patlayıcı madde
karışımlarında bu kural geçerli değildir. Gazların ortalama özgül ısılarının 3500 oC’nin
üzerinde sıcaklıklarda yaklaşık olarak hesaplanmalarından dolayı, ortam ısısının artması ile
birlikte detonasyon sıcaklığının hesaplanmasında yapılacak muhtemel hataların da göz
önüne alınması gereklidir. Ayrıca bu kadar yüksek sıcaklıklarda oluşan molekül
parçalanmalarının kinetiği hakkında kesin bir bilgiye sahip olmak da zordur.
 Sonuç olarak gerek detonasyon sıcaklıkları, gerek detonasyon ısıları ve gerekse
oluşan gaz hacimleri tam ve kesin değerlere sahip değildirler. Patlama olayı, patlayıcı
maddenin yoğunluğu, ateşleme şiddeti ve patlayıcının içinde bulunduğu ortamın direnci ile
ilgilidir. Bu belirleyici etkenlerden herhangi birinin değişmesi ile söz konusu değerler de
değişir [ 3 ], [ 4 ] ve [ 5 ].
 Şiddetli ısıtma neticesinde patlayıcı maddenin sıcaklığının arttırılması ile belirli bir
sıcaklık değerine ulaşıldığında o patlayıcı maddenin bozunma derecesi de önemli ölçüde
artar. Bir patlayıcı maddenin ateş alması, tane iriliği ile de ilgilidir. Patlayıcı maddenin tane
büyüklüğü ne kadar az ise ateş alması o kadar hızlı ve eşzamanlı olur.
 Sıkıştırmanın da (confinement) ateş alma ve patlamanın üzerine etkisi büyüktür.
Patlayıcı maddenin imla yoğunluğunun yüksek olması, ateş almanın ilk anlarında oluşan gaz
yoğunluğundan dolayı gaz basıncının da yüksek olmasına sebep olur. Basınçtaki bu artış,
sıcaklık ve reaksiyon hızının da artmasına neden olur.
 Patlama olayının hidrodinamik teorisi ise kütle, enerji ve cismin hareket miktarının
(momentum) korunması kanunları ile ifade edilir. Basınç, yoğunluk, sıcaklık, patlama
derecesi ve oluşan gaz ürünlerin çıkış hızı gibi bilinmeyenler ile korunum kanunları
vasıtasıyla kurulan denklemlere ek olarak, gaz halindeki maddelerin hal denklemleri ve
oluşan şok dalgalarının denklemleri kullanılarak, beş bilinmeyenli beş denklem ile bir
patlayıcının basınç, sıcaklık, yoğunluk, patlama derecesi ve gaz ürünlerinin çıkış hızları
hesaplanabilir.
 Patlayıcı maddenin ateş alması ve kimyasal reaksiyonun başlaması ile reaksiyon
bölgesinin başlangıcında maksimum basınç ve yoğunluk oluşur. Patlama neticesinde
meydana gelen gazlar büyük bir süratle reaksiyona girmemiş olan patlayıcı maddelere tesir
ederler. Her patlayıcı madde molekülü bir başlangıç sıcaklığı ile başlayan termik bir
reaksiyona girdiğinden, reaksiyona girme süresi sıcaklık ile orantılıdır. Ortalama reaksiyon
10-5 saniye içinde gerçekleşirken, çok yüksek sıcaklıklarda ise reaksiyonun % 75’i 10-11
saniye içinde tamamlanır.
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları - 
 Amonyum nitrat patlayıcı maddesi için hidrodinamik teorileri esas alınarak hesaplanan
patlama özellikleri aşağıda verilmiştir;
 
!"Kimyasal bileşim : NH4NO3
!"Molekül ağırlığı : 80 g / mol
!"Azot miktarı : % 35
 
!"Oksijen değeri : + 19.988 (g Oksijen / 100g AN)
!"Yoğunluk : 1 g / cm3
!"Sıcaklık: 1 350 oC
 
!"Basınç : 2.5 kg / cm2
!"Patlama hızı : 3 400 m / s 
 Amonyum nitrat bileşiği diğer bir patlayıcı maddenin tesiri ile patlatılırsa önemli bir etki
sağlayabilir. Gevşek olarak bulunan amonyum nitrat maddesi normal bir tahrip kapsülü ile
patlatılırsa beklenen tahrip etkisini yapmayabilir. Sıkıştırma (kapalı kaplarda), eritme veya
öğütme yolu ile yüksek yoğunluk elde edildiği zaman ise basit bir tahrip kapsülü ile değil,
fakat kuvvetli bir primer kullanılarak patlatılabilirler ve bu durumda da şiddetli bir patlama
meydana gelir.
  NH4NO3
  2H2O + N2 + ½ O2 + Q (kcal)
Patlamanın mekanik etkisi ile civarda bulunan araçların metal aksamları yüksek oranda
parçalanabilir ve deforme olabilir. Bu tip bir patlamanın insan vücuduna olan etkisi ise çok
daha şiddetli olup, hayati organ kopmalarına, vücut bütünlüğünde bozulmalara, hatta
ölümlere yol açabilmektedir.
 Amonyum nitrat (NH4NO3) tek başına patlayıcı olarak kullanılamaz, ancak karışım olarak
kullanılabilir. En çok bilinen türleri ise; ANFO (Amonyum Nitrat +Fuel Oil) ve AMATOL /
ALDORFİT (Amonyum Nitrat + Tri Nitro Toluen) karışımlarıdır. Bu karışımların infilak hızları
genelde 2000 ~ 5000 m / s değerleri arasındadır.
 21 NH4NO3 + 2 C7H5(NO2)3
  47 H2O + 24 N2 +14 CO2 + Q (kcal)
Amonyum nitrat (NH4NO3) maddesi gübre olarak da kullanılan bir malzemedir ancak
bünyesindeki Azot miktarı % 26 - 33 arasında değişir. Kolay nem çeken (higroskopik) bir
malzeme olmasından dolayı bir takım katkı malzemeleri ile (Kalsiyum Karbonat CaCO3,
Magnezyum Karbonat MgCO3 veya bunların doğal karışımı olan Dolomit ) karıştırılarak ticari
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
  olarak arz edilir, bu da kompoze gübre şeklinde piyasada satışa sunulmaktadır. Ancak, gübre
olarak satılan amonyum nitrat maddesi patlayıcı olarak kullanılamaz. Piyasada bulunan
kompoze gübrenin öğütülmek sureti ile toz haline getirilip uygun bir yakıt ile (gaz yağı,
mineral yağlar vb) stokiometrik oranlarda karıştırılması ile bu maddeye patlayıcı özellik
kazandırılabilir. Gerek gübre olarak ve gerekse patlayıcı madde olarak üretilmiş olan
amonyum nitrat maddesinin yüksek tahrip gücünü haiz bir patlayıcı madde özelliği
gösterebilmesi için stokiometrik oranlara uygun olarak yakıt katkısının yapılmasına, bu
karışımın basınca direnci yüksek kapalı bir kap içinde bulunmasına (çelik kaplar vb) ve
uygun güçte bir primer patlayıcı (dinamit lokumu veya el bombası gibi) ile ateşlenmesine
ihtiyaç vardır. Bu şekilde imal edilen bir patlayıcının infilak hızı 6000 m / sn değerine kadar
çıkabilir.
 Patlama olaylarında, patlama merkez noktası ve merkeze olan uzaklıklara göre
patlayıcının etki geometrisi değişir.  
  -Patlamanın Etki Geometrileri 
a) Kapalı Alanda, 
b) Açık Alanda
  Patlayıcıların Yapısal Hasar Mekanizmaları, [ 12 ]
Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki; belirli bir binada patlamadan dolayı bazı bölümlerde
hasar oldukça yüksek iken bazı bölümlerde hasar meydana gelmeyebilir. Örneğin; patlama
yerine hemen hemen aynı uzaklıkta iki kolondan sadece biri hasar alabilir. Diğeri biraz da
şansla, hiçbir hasar almayabilir. Benzer durum, meydana gelen yaralanmalar için de
geçerlidir. Bir kişinin patlama sırasında oturuyor veya ayakta duruyor olması, kişinin olay
yerinden olan uzaklığı gibi parametreler kişinin yaralanıp yaralanmamasını etkiler ama yine
 – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 de kişinin konumuna ve patlamanın şiddetine bağlı olarak bunu kesin bir şekilde söylemek
mümkün değildir.
 Bütün bu belirsizliklere rağmen, yine de patlamanın büyüklüğüne, binadan olan
uzaklığına ve bina koşullarına bakılarak binada meydana gelebilecek hasar durumu ve
yaralıların sayısı yaklaşık olarak tahmin edilebilir. Patlama şokuna bağlı olarak meydana
gelebilecek hasar durumu ikiye ayrılabilir ; (1) Direkt şok dalgasından meydana gelen
hasarlar ve (2) ilerleyen aşamalarda meydana gelen çökme.
 Direkt şok dalgasından meydana gelen hasarların sebebi yüksek şiddetteki hava
basıncıdır. Bu dış duvarlarda çökmeye, pencerelerde kırılmaya, kolonlarda hasara v.b. sebep
olur. İlerleyen aşamalarda meydana gelen çökme, direkt şok dalgasından meydana gelen
kısmi hasarların yapı dizaynına bağlı olarak ilerlemesi ve yapının tümden veya kısmen
çökmesidir.
 Patlamadan dolayı binanın yüzeyine etkiyen şok dalgalarının oluşturduğu yük binanın
dizaynı için kullanılan yüklerden çok daha büyüktür. Ayrıca patlamadan dolayı oluşan şok
dalgalarının etkidiği yön binanın dizaynı için kullanılan yüklerin etkidiği yönle aynı değildir.
Örneğin; döşeme sisteminde patlama sonucunda, dizaynın tersine, alttan bir yükleme
meydana gelir. Ayrıca, patlama sonrasında şok dalgası ilk olarak binanın dış yüzünü etkiler.
Bu dış duvarlarda yıkılmalara, pencerelerde de kırıklara sebep olur. Şok dalgası genişlemeye
devam ettiğinde binanın içine girer ve tavana yukarı yönde, katlara ise aşağı yönde kuvvet
uygular.
 Bu tür saldırılarda kat döşemelerinde çökmeler oldukça sık görülür. Çünkü yüzey
alanları oldukça büyük, buna nazaran kalınlıkları oldukça azdır. Döşemelerde çökme bina
içinde meydana gelen patlamaların genel özelliğidir. Döşeme sisteminde meydana gelen
büyük hasarlar döşeme sistemleri sayesinde tutulu bulunan kolonların rijit bağlantılarını
kaybetmesine, bu da yapıda kararsızlık durumlarına sebep olabilir.
 
 – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 
 .-Patlamanın Oluşturduğu Hasar Mekanizması, [ 12 ]
 
Eğer terörist bir saldırıda elde taşınan bir patlayıcı binanın içine sokulur ve katta düşey
yük taşıyıcı elemanlardan uzak bir noktada kullanılır ise binada meydana gelen hasar yerel
olacak, yaralanmalar ise tek veya çift doğrultuda meydana gelecektir. Kullanılan patlayıcı
küçük olmasına rağmen şok dalgalarının bina içinde yansımasından dolayı etki katlanacaktır.
Beklenebilecek hasar durumları şunlardır;
 
!"Döşeme sisteminde yerel çökme, ( özellikle patlayıcının altında )
 
!"Patlayıcının üzerindeki döşeme sisteminde hasar ve yerel çökme
 
!"Patlamaya yakın olan dolgu duvarlarda ve taşıyıcı elemanlarda hasar ve yerel çökmeler.
 
!"Yapısal olmayan elemanlarda (bölme duvarları, pencereler, asma tavan...) çökme ve hasarlar
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları -
 - Patlamanın etkisi ile yakında bulunan araç-gereç ve aletlerin etrafa
uçuşması
 
Eğer kullanılan bomba, binanın taşıyıcı sistemi açısından stratejik bir noktaya
yerleştirilirse, ( Örneğin eksenel yük taşıyan ana taşıyıcı elemanların yakınına ), çok daha
büyük bir facia meydana gelebilir. Deprem ve rüzgar gibi afetlerle karşılaştırıldığında
bombalı saldırıların kendine has birçok farklı yönü mevcuttur.
 
!"Bina üzerinde oluşan lokal basıncın şiddeti diğer afetlerden çok daha
fazladır
!"Patlamadan dolayı oluşan basınç çok hızlı bir şekilde kaynaktan
uzaklaştıkça azalır
!"Olayın gerçekleşme süresi saniyenin binde biri mertebelerindedir.
  Hasar ve Yaralanmalar Arasındaki İlişki
Yaralanmalara ve muhtemel ölümlere yol açan değişik hasarlar vardır. Patlama
esnasında çöken binalar, çevreye uçuşan enkaz ve cam kırıkları bunlardan bazılarıdır.
Patlamalar sonucunda bir çok binanın çöktüğü de görülmüştür. Geçmiş olaylar göstermiştir ki
; en fazla ölüm vakası, patlama sonucu yıkılan binalardadır. 1995 yılında gerçekleşen
Oklahoma bombalamasında, hayatını kaybeden Alfred P.Murrah Fedaral Ofis Binası
çalışanlarının % 80’i, bina yıkıntıları altında kalarak hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalanların
büyük bölümü alt katlarda, döşeme sisteminin içinde oluşan boşluklardan çıkarılmıştır.
 .-Patlamaya Yakın Binalarda Yapısal Olmayan Hasarlar, [ 12]
  – Patlayıcıların Etkileri ve Yapısal Hasar Mekanizmaları - 54
 1998 yılında Kenya Nairobi’de bulunan Amerikan Büyükelçiliğine yapılan saldırıda
bitişik bina olan Uffundi binasının çökmesi üzerine yüzlerce insan ölmüştür. Ayakta kalan
yapılarda ise yaralanmaların ve ölümlerin en büyük sebebi patlama ile meydana gelen
enkazın çevreye uçuşması ve insanlara çarpmasıdır. Bunun yanında patlamanın etkisi ile
çevre binalarda meydana gelen yapısal olmayan hasarlar da yaralanmalara sebebiyet
vermektedir. Cam kırılmalarından dolayı oluşan yaralanmalar toplam yaralanmalar içerisinde büyük yer tutar. Nairobi saldırısında, o sırada elçilik binasının karşısındaki bir ofiste toplantıda bulunan büyükelçi cam parçaları sonucunda gözünden
yaralanmıştır.
 Patlama uzaklığına bağlı olarak yapılarda oluşabilecek hasar durumları ve yaralanma
türleri .
 -Patlama Uzaklığı ve Hasar Durumu ile Yaralanmaların İlişkisi
 Patlamaya Olan Uzaklık Hasar Durumu Yaralanma Türü
Çok Yakın ( 25 m ) Bina Çökmesi
Patlama şiddetine ve
ezilmeye bağlı ölüm
Orta ( 25 ~ 50 m )
Dış duvar yıkılması, bina
çıkmalarında hasar
Kafatası kırıkları ve beyin
sarsıntısı
Uzak ( 50 ~ 250 m, 500 m’ye
kadar etki alanı )
Pencere camı kırılması,
uçuşan enkaz, düşen elektrik
teçhizatı
Vücutta kesilmeler ve enkaz
parçalarının meydana
getirdiği yaralanmalar
 
 


 
 
 
 
 
  Bugün 24 ziyaretçi (49 klik) kişi burdaydı!
 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol