*
  Afet Yönt.Stratejik İlkeleri
 


AFET YÖNETİMİNİN STRATEJİK İLKELERİ: TÜRKİYE VE DÜNYADAKİ POLİTİKALARA GENEL BAKIŞ
1. AFET YÖNETİMİNİN TEMEL İLKELERİ VE ÖRGÜTLENMESİ 
model içinde görmek mümkündür. Böylece aşağıda ayrı ayrı açıklandığı gibi, ‘Hazırlıklı 
Olma’ - ‘Acil Müdahale’ - ‘İyileştirme’ - ‘Zarar Azaltma’ çalışmaları ayrı uzmanlıklar gerektiren ve birbirini zaman içinde tamamlayan dört temel kademedir. Ancak dairevi model, afetlere ilişkin başlıca evrelerde yürütülen çalışma türlerini tanımlamada, bu evrelere ilişkin yöntemler geliştirmede ve iletişimde kolaylıklar sunmakta ise de, bu modele özgü bir yönetim ve örgütlenme biçiminin öngörüldüğü söylenemez. Bu model yalnızca, toplumda en az dört ayrı kümede çabaların yer almak zorunda olduğuna işaret etmektedir. Dünya örneklerinde de, bu çalışmaların yürütülmesinde çeşitli yönetim biçimleri bulunduğu, ancak her ülkede bu
evrelerin benzer çalışmalar içerdiği anlaşılmaktadır. 
HAZIRLIKLI OLMA
Muhtemel bir afette ortaya çıkabilecek kayıpların ve tehlikelerin giderilmesi, öncelikle tehlike ve tehdit altındaki canlıların kurtarılması, kayıpların bulunması ve acil yardım gereksinmelerinin karşılanması amacıyla, ‘arama-kurtarma kabiliyeti’nin (AKK) geliştirilmesi ve zinde tutulması için gerekenlerin yapılmasıdır. Ayrıca, afet sonrasında hemen başvurulacak sağlık, barınma ve günlük tüketim konularındaki gereksinmeler için stok oluşturma ve dağıtım hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin ilkelerin belirlenmesi ve uygulamaların yapılması zorunluluğu vardır. Hazırlıklı olma, bu amaçlarla hazır tutulacak eğitimli kadroların, malzemenin ve araç gerecin doğru noktalarda konumlandırılması işlerini kapsar. Çok sayıda resmi, özel birim ve toplum kuruluşlarının eşgüdümünü, ortaklaştırılmış eğitim ve donanımını gerektirir. Ancak, genel manada hazırlıklı olmanın, arama ve kurtarma faaliyetini yürütecek personelin işinin tolumun diğer alanlarında alınacak tedbirlerle (planlama, teknik hizmetler, denetim, v.b.) en az seviyede tutulması olduğu hatırda tutulması gerekir. 
MÜDAHALE
Afet durumunu ve ortaya çıkan gereksinmeleri hızla tespit etme, çok yönlü iletişim kurabilme, yeterli sayıda doğru gereç ve eğitimli kadroları afet yerine hızla eriştirme, acil sağlık hizmetleri ve günlük yaşam destekleri ekiplerinin çalışmalarını kapsar. Tecrübeye ve hızlı bilgilenmeye dayalı mutlak ve tekil otorite ve disiplin gerektirir. Afetlerin yerel olaylar olmaları nedeniyle, acil müdahale güçlerinin de yerel otorite altında mahalli kaynaklarla oluşturulması, ancak afette bu kaynakların da zarar görmesi olasılığı nedeniyle, komşu ya da üst düzeyden müdahale yapılması seçeneklerinin de hiyerarşik bir düzen içinde hazır
tutulması, evrensel bir ilkedir. 
İYİLEŞTİRME
Afet acil durumunun bertaraf edilmesi sonrasında öncelikli olan asıl hedefin, zarara uğramış birey ve toplulukların desteklenmesi olduğu kadar, yerel ekonomik canlılığın yeniden kazanılması, altyapının geliştirilmesi, sanayinin ve ticaretin desteklenmesi, toplum eğitimi, sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin sağlanarak toplumun olası bir yeni afet karşısında
daha dirençli kılınması olduğu anlaşılmaktadır. 
ZARAR AZALTMA
Toplumun fiziki altyapısını oluşturmada, yer seçimi ilkelerinden başlayarak yapılaşmada daha yüksek standartların belirlenmesi, bunları sağlamak üzere yasal ve ekonomik yöntemlerin geliştirilmesi; toplumun her kesiminde bireylerin, yerel toplulukların ve kuruluşların olası afet zararlarını azaltmak amacıyla alabilecekleri önlemlerin tanımlanması ve bu yatırımları yapmalarının kurumsal yollarla, eğitim yolu ile ve bir toplumsal kültür oluşturma yoluyla sağlanmasıdır. Geleneksel yaklaşımdan farklı bir yaklaşım oluşturan daha güncel bakış açıları ile, ‘Risk Yönetimi’ kavram ve tekniklerine daha büyük ağırlık verilmektedir. Bu açıdan, afet politika ve uygulamalarında iki farklı temel çalışma alanı tanımlanmaktadır. Bunlar, afet dönemlerini ve olağan dönemleri ayrı ayrı kapsamakta ve bu dönemlere ilişkin teknikleri ve yönetsel konuları ‘Afet Yönetimi’ ve ‘Risk Yönetimi’ ile tanımlanmaktadır. Bu anlayışta, ‘Hazırlıklı Olma’ - ‘Acil Müdahale’ ve ‘İyileştirme’ – ‘Zarar Azaltma’ çalışmaları bir birinden ayrı uzmanlık alanları gibi düşünülmektedir. Bu alanlarda geliştirilen yöntemler giderek ihtisaslaşmakta ise de, uygulamada yönetimler henüz bu ayrım üzerinden ayrıştırılmamaktadır. Günümüzde asıl sorunun, mevcut çok sayıda kurum ve kuruluşun ve
afetlerle ilgili birimlerinin arasında, koordinasyon sağlanması olduğu yaygın bir görüştür. 
Bu yaklaşımlar ve çalışma kapsamları göz önünde bulundurularak, afet politika ve uygulamalarında eşgüdüm görevleri üstlenecek yönetim birimlerinin kimi temel özelliklere
sahip olmasında yararlar görülmektedir: 
a) Eşüdümü sağlayacak yönetim biriminin, toplum genelinde ve yönetim katlarında karşılaşılan tekrarlardan ve yetki karmaşasından kaçınmak üzere, mevcut çok sayıda ilgili birim ve kuruluşa yol gösterme, uyarma, bunları bir genel plan ve ortak ilkeler etrafında toplama kapasitelerine sahip olmak üzere yeterince üst düzeyde ve yaptırım gücüne sahip
olması gerekmektedir. 
b) Doğal ve insan yapımı her tür afetlerle ve bunların yan etkileriyle ilgili koşulların araştırılması, bilgi altyapısının geliştirilerek paylaşılabilir bir ortamda tutulması, birimlerarası iletişim altyapısının kurularak eşgüdümün temel koşullarının hazırlanması, standardizasyonu ve ortak işlerlik (inter-operability) kazadırılabilmesi bu yönetimin asıl görevidir. Bu açıdan, söz konusu yönetimin, özellikle ‘Hazırlıklı Olma, Acil Müdahale, İyileştirme, Zarar Azaltma’ çalışmalarını birlikte eşgüdümünü sağlayacak biçimde yeterince kapsamlı bir alanda yetkili ve
eylemli olması gerekmektedir. 
c) Söz konusu yönetim, ilgili birimleri yönlendirmede yeterince özendirici ve destek sağlayabilir bir kapasitede olmalı, afetlerle ilgili kaynakların toplandığı havuzların kullanılmasında da eşgüdüm gereği söz sahibi olmalıdır. Çok yönlü bir afet politikasının yürütülmesinde ve özellikle zarar azaltma yatırımlarının verimliliğinin sağlanmasında, burada
kullanılan kaynakların bu havuza geri dönüşlerinin sağlanması gerekmektedir. 
d) Eşgüdümle yükümlü bu yönetimin görevleri, yalnızca resmi kuruluşlar arasında işbirliği ve standartların sağlanması değildir. Özel kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve yerel toplum kuruluşları arasında ortaklıklar kurulması, ortak projeler ve kampanyalar geliştirerek yürütülmesi ve bunlar arasında yeterince güçlü bir arabulucu ve bir arayüz oluşturması
gereklidir. 
2
Uygulamalar, afetlere ilişkin doğru örgütlenmenin kimi başka özellik ve yönlerini de
ortaya koymuş bulunmaktadır: 
a) Afet politika ve uygulamalarının dört evresi için farklı anlamlar taşısa da, bu alanlardaki çalışmaların başarılı ve sürdürülebilir olması için günümüzdeki yaklaşım ve örgütlenme biçimlerinin ‘yukarıdan aşağı’ ya da ‘komuta-kontrol’ olmak yerine, ‘aşağıdan yukarı’ yani doğrudan tehlikeye konu olan bireyler ve yerel topluluklardan başlayan
inisiyatiflerle kurgulanan örgütlenme biçimlerinin tercih edildiği anlaşılmaktadır. 
b) Özellikle ‘acil müdahale’ ve ‘iyileştirme’ evrelerindeki çalışmalara yapılan katkılar açısından ‘merkezi’ kademeli katılımlı ve kademeli sorumluluklu düzenlemelerin dünyada daha etkili olduğu kabul edilmektedir. Bu yaklaşımla, acil durum müdahaleleri öncelikle yerel birimlerce, bunun yetersizliği karşısında bölgesel güçlerle, bunların da yetersiz kalması üzerine merkezi yönetim güçlerinin seferber edilmesi gündeme gelmektedir. Bu açıdan, her yönetim kademesinin müdahale etmesini gerektiren bir farklı eşik değer söz konusudur. Türkiye’de ise, afet olduğunu tanımlayan yönetmelik uyarınca (10+ konutun oturulamaz olması) bir eşik belirlenmiş, ancak afet durumunda her türlü yetkinin merkezde ve merkezin yerel temsilcisinde toplanması esası tek kademeli olarak düzenlenmiştir. Dış dünya örneklerinde, iyileştirme yardımlarından sorumluluk da kademeli olarak düzenlenmiştir. iyileştirmeden öncelikle bireyler, çeşitli sigorta sözleşmelerine katılmakla kendi sorumluluklarını yerine getirmektedirler. Kamu yatırımları ve kollektif değerlerdeki kayıplar ise, kademeli olarak belirli eşiklere kadar yerel ve bölgesel yönetim bütçelerinden, bunun üstünde kalanlar, ya da kimi sektörlerdeki kayıplar ise, doğrudan merkezi yönetim kaynakları
ile karşılanmaktadır. 
c) Afetlere karşı yürütülecek çalışmaların ve bunları örgütlemenin genel niteliğinin hangi türde olduğunu belirlemede yaygın olarak kullanılan bir başka kavramsal ayrıştırma da ‘önlemsel’ ve ‘tepkisel’ ikili tanımla yapılmaktadır. Türkiye’deki çalışmaların ve yönetimlerin, dünya örnekleri karşısında ağırlıkla ikinci biçimde olduğu açıklık
kazanmaktadır. 
2. TÜRKİYE AFET YÖNETİMİNİN KURUMSAL YAPISI 
2.1 Giriş 
Türkiye’deki sistem, özellikle son yıllarda karşılaşılan deprem afetlerinin yarattığı büyük kayıplardan sonra haklı olarak eleştirilmiş ve incelemelere konu teşkil etmiştir. Farklı bakış açılarını temsil etse de yapılan değerlendirmeler, sistemimizin “tepeden inme” yani merkeziyetçi bir karaktere sahip olduğunu, mahalli ve özellikle belediye yetki alanları içerisinde varılan kararlar zincirinin tabii bir sonucu ortaya çıktığını, onun için de “aşağıdan yukarıya” bir karakter kazanmasının şart olduğunda hemfikirdir. Bu değerlendirmeler yerli ve dış ortamlarda yayınlanmış, ayrıca çok çarpıcı ifadelerle Meclis Araştırma Raporlarında dahi yer verilmiş bulunmaktadır. Yani, mesele bilinmekte, ancak bunun halli için milli bir mutabakata varılmamış durumdadır. Burada yazımızın başlangıcına yerleştirmek amacıyla çeşitli kaynaklardakimalumatı bir araya getiren açılı perspektif getirmek amacındayız. Bu kaynakların en geniş perspektife sahip olanı “Kaynaklar” başlığı altında birinci sırada verdiğimiz 1997-99 yılları arasında ODTÜ’de yaptığımız çalışmadır. Gerçekten de merkezi ve mahalli idarelerin afet konusunda açık veya üstü kapalı biraraya geldikleri en önemli yer imar ve ona ilişkin girift mevzuattır. Bu mevzuatın afet zararlarının azaltılması yönünden analiz edilmesi bahsedilen çalışmada yapılmaktadır. Raporumuz o
çalışmadan alıntılarla bu perspektifi güncelleştirilmiş halde yeniden tarif edecektir. 
2.2. Türkiye'de Afet Yönetimi 
2.2.1 Afet Tanımı Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, toplulukları olumsuz etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylar olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve yerleşim yerleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi ve insan faaliyetlerini durdurarak ya da kesintiye uğratarak bir ya da daha fazla yerleşim birimini etkilemesi gerekmektedir. Bu tanımlamalardan da anlaşılabileceği gibi afet, olayın kendisinden çok doğurduğu sonuçlar olarak görülmektedir. Bir afetin büyüklüğü ise insanlar açısından neden olduğu can ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir. Konuya ilişkin Türkçe kaynaklarda afet türlerinin detaylı bir ayrımı yapılmamıştır. “Avrupa Atlantik Afet Müdahale Merkezi Yönergesi” ekinde ise afet
türleri aşağıdaki şekilde tasnif edilmiştir. 
a. Doğal Afetler: Bu kapsamda deprem, dev dalgalar, volkanik patlamalar, toprak kaymaları, tropikal siklonlar, sel, kuraklık, çevre kirlenmesi, ormanların yok edilmesi,
çölleşme, veba salgını gibi afetler bulunmaktadır. 
b. Teknolojik Afetler: Nükleer santral kazaları, kimyasal ve endüstriyel kazalar, uçak kazaları, demiryolu afetleri, gemi kazaları, terörizm ile ilgili eylemler bu sınıf içinde yer almaktadır. Teknolojik afetler kendi başına tetiklenebileceği gibi tabii bir afet
tarafından da tetiklenebilir. 
4
Büyük oranda doğal afetlere maruz kalan ülkemizde, doğal afetlere ilişkin sorumluluk kanunen İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na; teknolojik afetler arasında yer alan nükleer kazalar ile ilgili sorumluluk Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na verilmiştir. Orman yangınlarındaki sorumluluk Orman Bakanlığı’na, salgın hastalıklar konusundaki sorumluluk Sağlık Bakanlığı’na verilmiştir. Öte yandan, çoğu uluslararası belgede afet olarak tanımlanan volkanik patlamalar, çevre kirlenmesi, kimyasal ve endüstriyel kazalar, uçak, demiryolu, gemi kazaları gibi afetler ülkemizde herhangi bir kuruluşun direk sorumluluğu altına verilmemiş ve herhangi bir mevzuat kapsamında ele alınmamıştır. İçtihat, bu tür afetlerin ilgili valiliklerin yetli alanında olmasını gerektirir. İstatistiklere göre 1999 Marmara depremi hariç, son 60 yılda ülkemizde meydana gelen can ve mal kaybının yüzde 65ne depremler neden olmuştur. Bu bağlamda, Türkiye’de afet denilince akla genelde deprem gelmekte ve alınan önlemler bu kapsamda olmaktadır. Marmara bölgesinde önce Kocaeli, daha sonra da Düzce’de meydana gelen şiddetli depremler, ülkemizin 20nci yüzyılda yaşadığı en büyük tabii afetler olmuş ve afet yönetimi sistemi açısından adeta yeni bir takvim başlangıcı teşkil etmişlerdir. İdeal bir afet yönetiminin afet öncesi, afet esnası ve afet sonrası diye
tanımlanan üç safhayı kapsaması gerekmektedir. 
a. Afet Öncesi: Afet öncesi dönemde afet yönetimi, genel olarak, afet zararlarını en aza indirebilmek amacıyla gerekli önlemleri almayı, mümkün olan hallerde önlemeyi, mümkün olmayan durumlarda ise acil kurtarma ve yardım çalışmalarının etkin bir biçimde yapılmasını sağlamayı, afet zararlarının azaltılması çalışmalarını kalkınmanın
her aşamasına yaymayı ve insanları bu konularda eğitmeyi amaçlamaktadır. 
b. Afet Esnasında: Afet yönetiminin afet sırasındaki amaçları, mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak, afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerden insan canını ve malını korumak; afetten etkilenen toplulukların hayati gereksinimlerini en kısa zamanda karşılamak ve hayatın normale dönmesini sağlamaktır. Bu amaçların gerçekleşmesi, afet öncesi yapılan plan ve hazırlık çalışmalarının, kurulacak teşkilatın
afet anında etkin bir biçimde harekete geçirilmesiyle mümkün olabilmektedir. 
c. Afet Sonrası: Afet sonrası dönemde afet yönetiminin amacı, afetin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya etkilerin en kısa sürede düzeltilmesini ve afetten etkilenen topluluklar için emniyetli ve gelişmiş yeni
bir yaşam çevresi oluşturulmasını sağlamaktır. 
2.3 Türkiye’de Afet Mevzuatı ve Örgütlenme Afet öncesi alınması gereken tedbirler, temelde afet riskini en aza indirmek ve afet durumunda ise, süratli ve bilinçli müdahale ile afeti en az kayıpla (mal ve can) atlatmak için alınması gereken ön tedbirlerdir. Bunlar başta eğitim ve teşkilatlanma olmak üzere, yeterli ve uygulanabilirliği olan mevzuat ve yetkin personele sahip olmak, kentleşmelerde yasalara, imar faaliyetlerinde yer ve zemin etütlerine uygun
planlamaların yapılmasını sağlamak ve uygulamaktır. 
5
2.3.1 Türkiye’de Afet Yönetimine İlişkin Mevzuat Sivil Savunma ve afetlerle ilgili mevcut olan başlıca yasalar ve yürürlüğe
girdikleri tarihe göre sıralanmış bu yasaların özellikleri şöyledir: 
(a) 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu: 13.06.1958 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçen süre içerisinde duyulan ihtiyaçlara paralel olarak degişik tarihlerde, bazı maddelerinde degişiklikler yapılmış olup, ele aldığı konularla kanunda belirtilen görevlere ilişkin sorumluluk İçişleri Bakanlığı’na aittir. Kanunun amacı, düşman taarruzlarında, tabii afetlerde ve büyük yangınlarda halkın can ve mal kaybının en aza indirilmesi, önemli tesislerin korunması ve faaliyetlerinin sürdürülmesi ve cephe gerisi moralin muhafazası için alınacak her türlü silahsız, koruyucu ve kurtarıcı faaliyetler anlamına gelen sivil savunmayla ilgili teşkilat, yetki ve sorumlulukları belirlemektir. Bu isimle kurulmuş olan genel müdürlüğün bünyesinde afetlerde arama ve kurtarma faaliyetinden sorumlu olan
birimler bulunmaktadır. 
(b) 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun: 25.05.1959 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ele aldığı konularla ilgili sorumluluk Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na ait olan bu kanunun yayınından sonra yaşanan yoğun deprem ve sel felaketleri üzerine 1968 yılında 1051 sayılı Kanunla önemli degişiklikler yapılmıştır. Bu Kanunun amacı, deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören ya da görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle, afet sonrasında yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslarla, yetki ve sorumlulukların
belirlenmesidir. 
(c) 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kanunu: 09.07.1982 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun ele aldığı konulara ilişkin sorumluluk Başbakanlığa (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) aittir. Bu Kanunun amacı, Türkiye’deki tüm nükleer enerji kullanımının ve nükleer madde dolaşımının planlanması ve denetlenmesi, radyasyon güvenliğinin sağlanması, nükleer tesislerin korunması ve nükleer tehlikelerin önlenmesi konularıyla görevli ve Başbakanlığa bağlı Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun teşkilat ve görevlerinin
belirlenmesidir. 
(d) Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik: 13 Mayıs 1996 tarihli ve 22635 (mükerrer) sayılı resmi gazetede yayınlanarak 1998 başında yürürlüğe giren bu Yönetmelik, ilk defa 1944’te çıkarılmıştır. Afet (çoğunlukla deprem) riski taşıyan bölgelerde inşa edilecek yapıların malzeme ve işçilik bakımından Türk standartlarına ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Genel Teknik Şartnamesi kurallarına ve ayrıca içerisinde tarif edilen şartlara uyma zorunluluğu
getirmektedir. 
(e) 4/11715 karar sayılı Sivil Müdafaa Bakımından Şehir ve Kasaba
Planlarıyla Mühim Bina ve Tesislerde Tatbik Olunacak 
Esas Hakkında Nizamname: 6 
Temmuz 1959 tarihinde yürürlüğe giren bu nizamnamenin amacı: şehir ve kasabalar için yapılacak imar planlamalarında dikkate alınacak tertip, tanzim ve tahditlere
açıklık getirmektir . 
(f) 88/12777 karar sayılı Afetlere İlişkin Acil Yardım Teşkilatı ve Planlama Esaslarına Dair Yönetmelik: 8 Mayıs 1988 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin amacı Devletin tüm güç ve kaynaklarını afetten önce planlayarak, afetin meydana gelmesi halinde Devlet güçlerinin afet bölgesine en hızlı bir şekilde ulaşması ile afetzede vatandaşlara en etkin ilk ve acil yardım yapılmasını sağlamak için acil
yardım teşkilatlarının kuruluş ve görevlerini düzenlemektir. 
(g) 96/8716 karar sayılı Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği: 9 Ocak 1997’de yürürlüğe giren Yönetmeliğin amacı kriz durumlarında faaliyet gösterecek olan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi’nin, teşkilatlanmasını,
tertiplenmesini, çalışma usüllerini, görev ve sorumluluklarını belirlemektir. 
(h) 99/583 karar sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve daha sonra yeniden düzenlenen 600 karar sayılı Türkiye Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, kurulmasına dair Kanun Hükmünde Kararname: Bu kararnamenin amacı her türlü doğal ve teknolojik afetlerle (göç hareketleri dahil) ilgili acil durum yönetiminin ülke düzeyinde etkin olmasını sağlayacak teşkilatın kurulmasıdır. Ana esaslar çıkarılacak
yönetmelikle belirlenecektir. 
2.3.2 Türkiye’nin Afet Konusundaki Örgüt Yapısı Ülkemizde afet konusundaki teşkilatlanma merkezde ve taşrada olmak üzere
temelde ikiye ayrılır. 
 Merkezi Teşkilat Afet yönetimin merkez teşkilatlanmasını gösteren ve hepsi yürürlükte olan üç ayrı mevzuat mevcut olup, bunların sorumluluk sınırları tam belirlenmediği gibi bir diğerini yürürlükten kaldıran herhangi bir madde de yoktur.Bu mevzuatlarda belirtilen
teşkilat şöyledir: 
 (a) Afetler Merkez Koordinasyon Kurulu Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca hazırlanan 88/12777 sayılı Yönetmelikle bir afetin il sınırlarını ve imkanlarını aşması halinde merkezde kurulması ön görülen bir afet yönetim merkezidir.  Genel hayatı geniş ölçüde etkileyen afetlerde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
Müsteşarının başkanlığında 
• Milli Savunma 
• Dışişleri 
• İçişleri 
• Maliye ve Gümrük 
• Milli Eğitim Gençlik ve Spor 
• Sağlık 
7
 
• Ulaştırma 
• Tarım 
• Orman 
• Çalışma ve Sosyal Güvenlik 
• Sanayi ve Tabii Kaynaklar 
bakanlıklarının müsteşarları ile Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanı veya Genel Müdüründen oluşan Afetler Merkez Koordinasyon Kurulu kurulur. Genelkurmay Başkanlığının sorumlulukları ile ilgili konularda Genelkurmay Başkanlığı temsilcisi de katılır.  Büyük bir afet vukubulduğunda kurul başkanının çağrısı üzerine toplanır. Kurul üyesi olan Bakanlıklar, kendi görevleri ile ilgili acil yardım planlama, uygulama ve diğer bakanlıklarla koordine ve işbirliğini yürütmek üzere müsteşar yardımcısının başkanlığında gerekli tertip ve tedbirleri alırlar. Alınan bu tertip ve görevleri ile ilgili yapılan planlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığına gönderilir,
sonradan yapılacak değişiklikler de bildirilir. 
 
Kurulun görevleri: 
• Başbakanlıktan alacağı talimatların uygulanmasını sağlar. 
• Afet bölgesi valilerinden ve diğer kaynaklardan alınan bilgilerden valilik ihtiyaçlarının giderilmesi ve varsa sorunlarının çözülmesi için kararlar alır. Bu kararlar doğrultusunda bakanlıklar kurum ve kuruluşlar ile afet bölgeleri arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlar, çözümlenemeyen sorunlar varsa
Başbakanlığa sunar. 
• Dış ve iç yardımlarla ilgili koordineyi sağlar. 
• Alınan bilgi ve raporların değerlendirilmesi sonucunda Başbakanlığa sürekli
bilgi verir. 
• Bakanlık, kurum ve kuruluşların illeri takviye ve destek planları gereğince yapılması gereken işlemleri her safhada izler, aksamalar varsa tedbirler alır
veya aldırtır. 
Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü 
Bakanlar Kurulunun 15.11.1999 tarih ve 583 sayılı kararı ve yeniden düzenlenen 14.06.2000 tarih ve 600 sayılı kararı ile teşkil edilen bir başkanlıktır. Görevleri ülke güvenliğini etkileyecek ölçekteki deprem, heyelan, kaya düşmesi, yangın, kaza, meteorolojik afet, nükleer ve kimyasal madde kazaları ve göç hareketleri ile ilgili acil durum yönetiminin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemleri almak ve acil durum yönetimi gerektiren olayların oluşumundan önce alınacak önlemler, olay sırasında yapılacak arama, kurtarma ve yardım faaliyetleri ve olay sırasında gerçekleştirilecek iyileştirme
çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamaktır. 
-Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Başbakanlık tarafından hazırlanan 96/8716 sayılı Yönetmelikle bir kriz halinde (afetler dahil) merkezde teşkili ön görülen yönetim merkezidir. 14.12.2000 tarih
BKYM-6 sayılı yazı ile Türkiye Acil Durum Yönetim Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir 
8
birim haline getirilmiştir. Yönetmeliğin amacı, kriz durumlarında faaliyet gösterecek olan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi’nin teşkilatlanmasını, tertiplenmesini, çalışma usullerini, görev ve sorumluluklarını belirlemek ve bu suretle, krize neden
olan olayların başlangıcından bitimine kadar geçen süre içerisinde; 
 • Krizi yaratan olayın önlenmesi, ortadan kaldırılması veya milli menfaatler doğrultusunda sona erdirilmesi maksadı ile gereken hazırlık ve faaliyetlerin
yönlendirilmesini, 
• Hizmet ve faaliyetlerin yürütülmesinde; Genelkurmay Başkanlığı, ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon, işbirliği, sürat ve etkinlik sağlayarak krizin en az zararla ve milli menfaatlerimiz dogrultusunda atlatılmasını, sağlamaktır. Her üç merkezin de kriz veya afet halindeki görev, sorumluluk ve çalışma usulleri
genel yapısı ile aynıdır. 
 Taşra Teşkilatlanması 7126 sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığınca (Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nce) kurulan sivil savunma servislerinin daha çok savaş ve savaş sonrası olaylarında görev yapacak şekilde teşkil edildiği için gerek dağınıklığı gerekse mükelleflerin yaşı itibariyle afetlerde organizeli olarak kullanılması bu güne kadar mümkün olmamıştır. Ancak 1999 sonrasında bir iyileştirme sağlanmıştır.  Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (Afet İşleri Genel Müdürlüğü) ise 7269 sayılı Kanun gereği olarak 88/12777 sayılı Yönetmelikle, afet yönetimi ve afete müdahale için merkezde “Afet Merkezi Koordinasyon Kurulu”, il ve ilçelerde Acil Yardım
Taşra Teşkilatına bağlı “Afet Acil Yardım Hizmet Gruplarını” kurmuştur. 
 (a) İl Acil Yardım Teşkilatı
İllerde, Valinin veya görevlendireceği Vali Yardımcısı başkanlığında 
 
• Belediye Başkanı, 
• İl Jandarma Alay Komutanı, 
• Emniyet Müdürü, 
• Sivil Savunma Müdürü, 
• Milli Egitim Gençlik ve Spor Müdürü, 
• Bayındırlık ve İskan Müdürü, 
• Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürü, 
• Tarım Müdürü, 
• Orman İşletme Müdürü, 
• Kızılay Temsilcisi, 
• Garnizon komutanı veya mahallin en büyük askeri temsilcisinden oluşan “İl
Kurtarma ve Acil Yardım Komitesi” kurulur. 
Görevleri: 
 
• İl acil yardım planlarının yapılmasını ve uygulanmasını sağlar. 
• İlçelere ait planları inceleyerek valinin onayına sunar. 
9
• Planda öngörülen teşkilatı kurar ve burada görev alacakları tespit ederek kendilerine duyurur. Eğitim ve tatbikat düzenleyerek grupların hizmete hazır
olmalarını sağlar. 
• Yapılacak yardım prensiplerini tespit eder ve belirlenen ihtiyaçların teminini
sağlar. 
• Hizmet gruplarının toplanma ve çalışma esaslarını belirler ve bu konuda
talimatlar düzenler, çalışmaları koordine ederek sonuçlarını izler. 
• Acil yardım hizmetlerinin yürütülmesinde, görevli kuruşlar arasında işbirliği
ve koordinasyonu sağlar. 
• Acil yardım, geçici iskan ve onarım için afetzedelere nakdi ödemede bulunulması gerekli olduğu hallerde, Bayındırlık ve İskan Bakanlığından izin
alır. 
• Yapılan çalışmalar ve uygulama sonuçlarını değerlendirir. 
• Hizmet gruplarının görevlerini yapabilmesi için gerekli personel, araç ve
gerecin temini ve ikmali ile görevlendirilmelerini takip ve koordine eder. 
• Acil yardım çalışmalarının aşağıdaki öncelik sırasına göre (afet türüne göre bu sırada değişiklik yapılabilir) yapılmasını sağlar:
-Haberleşmenin temini, 
-Ulaştırmanın sağlanması ve trafiğin düzenlenmesi, 
-Kurtarma, 
-Tıbbi ilk yardım, 
-Hasta ve yaralıların hastaneye nakli, 
-Yangın söndürme, 
-Emniyet ve asayişi sağlama, 
-Yedirme, giydirme, ısıtma ve aydınlatma, 
-Geçici barındırmayı sağlama, 
-Ölülerin defini, 
-Enkaz kaldırma ve temizleme, 
-Elektrik, su ve kanalizasyon tesislerinin onarımı ve hizmete sokulması, 
-Karantina tedbirlerinin alınması. 
-Acil yardım süresi içerisinde harcanmayan ödeneği merkez fon 
hesabına iade eder. 
-Gerektiğinde afetzedelerin borçlarının tecili ve yeni kredi açılması
konusunda tespit ve tekliflerde bulunur. 
-Acil yardım hizmetlerini yürütmekten sorumlu komite, bu hizmetleri
aşağıda belirtilen hizmet grupları ile yürütür. 
 
• Haberleşme Hizmetleri Grubu, 
• Ulaşım Hizmetleri Grubu, 
• Kurtarma ve Yıkıntıları Kaldırma Hizmetleri Grubu, 
• İlk Yardım ve Sağlık Hizmetleri Grubu, 
• Ön Hasar Tespit ve Geçici İskan Hizmetleri Grubu, 
• Güvenlik Hizmetleri Grubu, 
• Satın Alma, Kiralama, El Koyma ve Dağıtım Hizmetleri Grubu, 
• Tarım Hizmetleri Grubu, 
• Elektrik, Su ve Kanalizasyon Hizmetleri Grubu Tamamen kamu kurumlarından ve personelinden teşkil edilen bu teşkilata ve
teşkilatın merkezle bağlantısına ait organizasyon şemaları Ek 1’de verilmiştir. 
10 
(b) İlçe Acil Yardım Teşkilatı
İlçelerde, kaymakamların başkanlığında 
• Belediye Başkanı, 
• İlçe Jandarma Bölük Komutanı, 
• Emniyet Amiri/Başkomiseri, 
• İlçe Savunma Müdürü/Memuru, 
• Mal Müdürü, 
• İlçe Milli Eğitim Gençlik ve Spor Müdürü, 
• Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü temsilcisi, 
• İlçedeki sağlık kuruluşlarından kaymakamlarca belirlenen birinin amiri, 
• Kızılay Başkanı, 
• Garnizon Komutanı veya mahalinin en büyük askeri birlik temsilcilerinden oluşan “İlçe Kurtarma ve Yardım Komitesi” kurulur. Her iki Bakanlığın ayrı Tüzük ve Yönetmeliklerle teşkil ettiği bu servis ve ekiplerin kurtarma ve ilk yardım faaliyetlerinde istenilen randımanı verememesi üzerine, İçişleri Bakanlığı 97/13 No’ lu Genelge ile servis ve ekipler arasında koordineyi sağlayacak üçüncü bir teşkilatlanmaya gitmiştir. İl ve ilçelerde Acil Yardım ve Kurtarma Ekiplerini kurmuştur. Bütün bu teşkillerin il/ilçede yönetilmesi
Dünya tecrübesinde doğal afetlere ilişkin güncel politika ve faaliyetin yönetimi ve bunların kurumsal bir yapıda düzenlenmesinde farklı yaklaşımlar söz konusudur. Bunlardan geleneksel olanı, bu etkinlikleri ‘afet’in gerçekleşmesine dayalı olarak tanımlamaktadır. Buna göre, afet öncesinde ve sonrasında yapılması gereken işler vardır. Doğal afetler, gerçekleştikleri coğrafya içinde tekrarlandıkları için, bu işleri birbirini izleyen bir döngüsel olay olarak düşünmek gerekir.
 
 
  Bugün 20 ziyaretçi (40 klik) kişi burdaydı!
 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol